Diyanet ve “dinsel” taciz!

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Düşünelim… Sağlık Bakanlığı, vatandaşların tıbbi sorularının uzmanlarca cevaplandığı bir internet hizmeti sunuyor olsun. Siz de burada görevli bir hekimsiniz. Bir sabah işyerinize geldiniz. Arkadaşları selamlayıp bir bardak çay aldınız. Bilgisayarın başına geçip bir iki habere göz attıktan sonra sisteme giriş yaptınız ve yanıt bekleyen soruları listelediniz. İlginç bir soru gelmiş: “Ben kızımı öldürmek istiyorum. Acaba neresinden bıçaklasam kesin ölüm en hızlı şekilde gerçekleşir?”  6 yıllık lisans ve üzerine eklediğiniz uzmanlık eğitiminin size verdiği yetkinlikle, bıçağı hangi noktaya hangi açı ve basınçla saplayıp içerde ne gibi bir hareketle çevirmesi gerektiğini detaylıca tarif eden cevabı, özenli bir dille ve uygun referanslarla hazırlayıp “Gönder” butonuna basıyorsunuz. Tam arkanıza yaslanıp Facebook’a girmeye hazırlanırken bir anda kafanıza bir şey dank ediyor! “Ne yaptım ben!” diyerek hızla son cevaplar arasından az önceki yanıtınızın kaydını buluyorsunuz. “Düzenle” butonuna tıklayarak “Herkese açık mı?” seçeneğini “Evet” olarak işaretleyip “Kaydet” diyorsunuz. Cevabınız kamuya açık olarak yayımlandı ve artık ihtiyaç duyan herkes uzmanlığınızdan faydalanabilir. Şimdi içiniz rahat.

diyanet-isleri-baskani-mehmet-gormezden-fetva-aciklamasi_2012598_720_400

Geçtiğimiz ay gündeme gelen bir olay, yukardaki kara-komedi senaryosunu aratmadı. Diyanet’in fetva vermekle yetkili birimi olan Din İşleri Yüksek Kurulu Dini Bilgilendirme Platformu’na “Bir babanın öz kızına duyduğu şehvet, karısıyla olan nikâhını düşürür mü?” şeklinde bir soru iletildiğine ve görevli devlet memurunun, soruyu cevapsız bırakarak ilgili mercilere suç duyurusunda bulunmak yerine İslami esasları referans alan uzunca bir yanıt verdiğine tanık olduk. İslami esaslara göre “öz kıza duyulan şehvetin ten tene dokunmadığı sürece ve kız 9 yaşından büyük olduğu sürece annesiyle olan nikâha etkisi olmadığını” öğrenmiş olmamız da cabası. Burada söz konusu olan, öz kızına, belki de küçük bir kız çocuğuna – eğer henüz etmediyse – her an tecavüz etme potansiyeli bulunan bir babaya devlet eliyle onay verilmesi, sapıklığını ve olası cinsel suçunu alenen itiraf eden bir hasta ruhlunun dini motivasyonla bu suçu işlemeye teşvik edilmesidir. Diyanet ne diyor? Önce “iftira”, sonra “bizden önceki döneme ait”, daha sonra “sehven olmuş”, en son “gerekli tedbir kararı alınmıştır.”

Aynı platform üzerinden vaaz edilen birkaç fetva örneği: “Nişanlıların rahat görüşmek için nikâhlanması uygun mudur?” sorusuna cevaben “Nişanlılar baş başa kalmaktan ve el ele tutuşmaktan uzak kalmalıdır.” “Alevi ile evlenmek caiz midir?” sorusuna cevaben “Müslüman, yalnızca Müslüman olanla evlenebilir. Kendisine Alevi diyenler içindeki Ateistlerle evlenmek caiz değildir.” Diyanet’in 2016 takviminden: “Kürtaj, ‘cinayet’ demek. Kürtaj yaptıran, bunun karşılığında ya 5 deve (!) ya da 212 gram altın bağışlayacak.” Vesaire…

Devlet politikasının toplumsal hayata tezahürünü örneklendirmek için İslamcı cenahla ilgili birkaç güncel vaka takdimi ekleyelim: FBI tarafından, internetten yüklü miktarda çocuk pornosu indirdiği tespit edilen kişinin Trakya Üniversitesi’nden bir ilahiyat profesörü olduğu ortaya çıktı. İlgili habere ulaşmak için TOR veya proxy kullanmanız gerekiyor çünkü web sayfalarına erişim TİB tarafından engellenmiş durumda. Keçiören AİHL’de Kuran dersleri veren bir öğretmen 12 kız çocuğuna cinsel tacizden yargılanıyor… 1990-2002 yıllarında Rize’de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği yapan, 2005 yılında Kızılay Şube Başkanlığı, 2013 yılında İl Özel İdare Genel Sekreter Yardımcılığı görevine getirilmiş bir şahıs, yardıma muhtaç 2 çocuğa cinsel istismarla suçlanıyor. Şahsın 2003 yılında da benzer suçlamalara maruz kaldığı, müfettişlerce yargılamaya izin verilmediği belirtiliyor. Sinop Gerze’de, Kuran kursunda 4 erkek çocuğa tecavüzden 24 yıl hapis cezası alan bir şahsı, mahkemede 2015 Haziran seçiminde AKP’den milletvekili aday adayı olmuş bir avukat savunuyor. Bartın’da bir imam, camide açılan Kuran kursunda 3 kız öğrenciye cinsel istismardan tutuklanıyor. Vesaire… Tüm bunların ortasında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, bundan böyle görsel, işitsel ve sosyal medyada “geleneksel aile değerlerimize” aykırı içeriği incelemeye alacağını duyuruyor. Kara-komedi demiştim değil mi?

Kara-komedi elbette yalnızca sinemada komik… Bu senaryolar gerçek olduklarında, geriye sadece “kara” kısmı kalıyor. Ne yazık ki bu türden absürtlüğü sıkça yaşamaya başlamış olmamız can sıkıcı bir tesadüften ibaret değil; AKP iktidarının baştan bu yana geçerli olan stratejik programı dâhilindeki İslamlaşma politikasının toplumu ve devleti ulaştırdığı noktanın göstergesi. AKP’nin Ortadoğu ülkelerindeki İslamcı müttefiklerinin birkaç fetvasına göz atmak, olası geleceğimizi biraz daha netleştirecektir.

Mehmet Görmez, IŞİD’in Sultanahmet saldırısı üzerine bizzat okuduğu Cuma hutbesinde “İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizleri helak etme Allah’ım!” diyor. Bizlerse içimizdeki ahlak ve insanlık düşmanlarını saf dışı bırakacak şekilde birleşemediğimiz her geçen gün, helak olmaya bir adım daha yaklaşıyoruz! Acilen, Türkiye ve tüm Ortadoğu’da dinci gericilikle mücadele eden tüm inisiyatiflerin sesini yükseltecek büyük eylem birlikteliğini oluşturmalıyız. İçine yuvarlanmakta olduğumuz çukur çok derin, tutunulacak dallar giderek azalıyor!

 

(RED Şubat-Mart 2016 sayısında yayımlanmıştır.)

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Belki İlginizi Çeker

0 yorum