Sahi Ermenileri Kim Kesti?

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Türkiye’de AKP’nin iktidara gelişi uzun süredir derinlerde saklı pek çok şeyi tartışmamıza yol açtı. Geleneğin icadı olarak tanımladığımız şey, yani daha etkili yönetebilmek adına kendi tarihini yaratmak, tarihi yeniden kendi yararına yorumlayıp topluma kabul ettirmek bu döneme damgasını vurdu. Elbette ortaya yeni bir rejim uydururken kendi gerçekliğini yaratması lazımdı, Osmanlı, Cumhuriyet, Kemalizm gibi başlıklarda acayip teorilerle muhattap olduk senelerdir bu yüzden.

Bu vesileyle bizde Ermeni meselesi/tehciri/soykırımı(katliamın hukuki boyutunu sıfatlandırmak tali kalır) tartışılmaya başlandı. Tartışılma motivasyonları bilhassa önemliydi. En başta liberal tarih yazımının İttihatçı-Kemalist gelenek diye kodladığı siyasi akımın tarihsel suçları ortaya çıkarılıyordu onlara göre. Bu yüzleşme adı verilen süreç son derece tesadüfi! biçimde Türkiye’nin AB’ye girişi için canla başla çalışılan, ABD tarafından verilen ılımlı İslam misyonunun bölgesel ölçekte rol model olduğu yeni bir rejim inşasının hedeflendiği, TÜSİAD’ıyla, MÜSİAD’ıyla burjuvazinin bu projelere canla başla katkı koyduğu bir döneme denk geldi. AB, ABD elçilerinin, düşünce enstitülerinin bürokrasi içindeki yeni projelerle uyumsuz milliyetçi(İttihatçı-Kemalist liberalizme göre) direniş noktalarını yıkmak için aynı zamanda toplumsal algıyla uğraştıkları açıkça görülüyordu açıklamalarında. Bu en başta tarihle uğraşmayı gerektiriyordu. Algılar değişmeliydi. Ama sadece belli sınırlar içinde. Belli noktalarda.

Diğer yandan AKP öncesi ülkenin ‘ortak paydalarının’ devamı önemliydi karşılarındaki kanada göre. Yani Cumhuriyet’in, Kemalizmin hatta Osmanlı’nın belli dönemlerinin muazzam zamanlar olduğunu savunan, tarihimizin tertemiz, öyle olmasa bile haklı olduğuna inananlar vardı. Onlarda garip biçimde yine sadece belli sınırlarda bunu tartışmayı uygun buluyorlardı. Algılar sabit tutulmalıydı. Şanlı ecdadımız hikayesi yani.

İşte bu tarihi tartışmanın ortasında kaldık. Peki kısaca ne oldu da bu kadar olay oldu?

Özetlenemeyecek Bir Trajediye Özet

1-Ekonomik Koşullar

19. yüzyıla girerken Osmanlı İmparatorluğu dağılıyordu. Dağılmanın temel sebepleri lise tarih kitaplarında öğretildiği şekliyle ‘çağın dışında kalmak’ olarak görülebilirdi ama çağın ne olduğunu anlamak elzemdi.

Çağ, dünyada sermaye birikiminin inanılmaz boyutlara ulaşmaya başladığı, emperyalist düzeye gelen ülkelerin başka ülkelere sermaye ihracına giriştiği, modern sömürgelerin oluşturulduğu bir dönemdi. Ülkesini, imparatorluğunu iktisat, yönetim, askeri güç anlamda kapitalist gelişmenin gerisinde seyreden biçimde yönetenler bu dönemde doğrudan işgal edilmezlerse yarı sömürge haline geliyordu. Çin, İran ve Osmanlı İmparatorluğu bunun en büyük üç örneğiydi. Hatta Rus İmparatorluğu bile Fransız borsası tarafından yönetiliyordu Lenin’in deyimiyle.

Hepimizin bildiği gibi Osmanlı bu gelişmelerin dışında kaldı. Merkantilist biçimde sermaye biriktiren ticaret burjuvazisinin taşıdığı ekonomiler yükselirken yüzyıllar boyunca, Osmanlı ekonomisi bu ekonomileri besleyen bir model olarak geriledi hep. İlkel sayılabilecek tarıma ve ticari düzeyde seyreden hammade, imalat ürünü alışverişine dayanan bir ekonomi söz konusuydu ve tıpkı Rus imparatorluğu gibi yeni sınıfların ortaya çıkmasına, sanayileşmeye yarayacak tasarruf oranları söz konusu değildi ki imparatorluğu yönetenlerin umurunda bile değildi bu tip stratejiler uzun süre boyunca. 19. yüzyıla geldiğinde imparatorluk küçük boyutta ve çağın gerisinde stillerle üretim yapan küçük, orta ölçekli imalat atölyeleri bile zorda olan bir devlet halini almıştı. Ticaret burjuvazisi ise genelde gayrimüslimdi ve eşitsiz gelişim döngüsünden ciddi paralar kazanmaya devam ediyorlardı. Osmanlı’nın tek yaptığı hammade ihraç etmekten ibaretti, cari açık ise sanayi üretimi söz konusu olmadığı, ihracatla desteklenebilir bir dış ticaret dengesi olmadığı için sürekli açık veriyordu. Osmanlı ise devlet mekanizmasını ayakta tutmak için sürekli borç alıyor, egemenliğini her gün biraz daha kaybeden İstanbul çevresindeki bürokrasi ve ona bağlı sınıflar çürümeyi iliklerine kadar hissediyordu.

İmparatorluk bir karar aşamasına geliyordu yavaş yavaş, emperyalist ülkelerin askeri, ekonomik basıncı, ülkenin her yerinde ulusal haklarını kazanmak ve imparatorluğun geri kalmış düzeninden kopmak isteyerek ayaklanan diğer uluslar, çürümekte olan bir bürokrasi ve sürdürülemez bir ekonomi modeli. Kriz büyüktü, krizin çözümü ise çok acı olacaktı.

2-Büyük Kırılmalar ve Trajedi

Reformlar gelişirken, İmparatorluk içinde taşıyıcılığını geleneksel sınıfların içinden yetişen, batılı eğitim tarzına sahip, küçük burjuva karakteristiğe sahip belli bir muhalefet doğdu. Bu muhalefet imparatorluğu kurtaracaktı ama hangi yönde?

Genç Osmanlılar, Jön Türkler, İttihatçılar belli saiklerle muhalefetlerini sürdürdüler ve iktidara geldiler en sonunda. 1908 devrimi halkın katılımıyla gerçekleşti. İttihatçılar ve Ermeni partilerinin ittifakı göze çarpıyordu. İmparatorluk yeni bir tarzda kurulmalıydı ve burada belli kararlar alınmalıydı.

Velakin İttihatçılar iktidarlarını farklı şekilde tahkim etmeyi tercih etti. İmparatorluktaki müslüman uluslar bile Osmanlı’ya karşı ayaklanıyordu. İttihatçılar elde kalan topraklarda bir kapitalist gelişim stratejisi belirleyecekti. Ve bunda kesinlikle iktidarlarını paylaşmak istemedikleri gayrimüslim partileri, burjuvazisi yer almıyordu.

Tam bu noktada İttihat ve Terakki’nin topladığı iktisat kongreleri önemli bir yer edinmektedir. Çünkü bu kongrelerde alınan kararlara baktığınızda Ermeni meselesi nerede patladı sorusuna yanıt bulursunuz. İttihatçılar müslüman/Türk bir burjuvazi yaratmak istiyorlardı. Onlara bu fikirleri verenlerden biri, Alman casusu ve büyük çapta silah tüccarı olan ve Bolşeviklerin arasına sızmaya çalışmış ama dışlanmış Parvus Efendiydi. (Troçki 1908 devrimi ve Osmanlı meselesi üzerine yazdığı makalesinde Ermeni kırımına dair bir öngörüde bulunur)

Dünya da o sırada kaynıyordu. Emperyalist gelişim son aşamasına varmış, artık emperyalistler yeni pazar bulamadıkları için birbirlerine girmek için bileniyorlardı. 1914’te savaş patladı. İttihatçılar önce İngiliz-Fransız ittifakına katılmayı denediler ama başarısız olunca Almanları bile şaşırtacak bir şevkle o kampa dahil oldular.

Bu sırada ise Ermeni partileri ulusal haklarını almak için bir fırsat doğduğunu düşündü. Ermeni ayaklanması karşı kampta yer alan emperyalist ülkeler tarafından desteklenebilirdi. Bugün Doğu Anadolu dediğimiz, tarihsel olarak Ermeni yurdu olan bölgelerde ayaklanmalar başladı. Osmanlı ise bu ayaklanmaya karşı sindirme planını uzun süreden beri Alman emperyalizminin desteğiyle örgütlüyordu. Almanlar bölgede Osmanlı vasıtasıyla yönetebilecekleri bir müslüman kuşak yaratmayı planlıyordu. Alman genelkurmayı planları çizdi, Ermeniler ölüm yollarına gönderildiler. İsyan eden, etmeyen yüzbinler hayatta kalamayacakları en baştan belli olan yollara sürüldüler. Aç kaldılar, çeteler tarafından katledildiler, soyuldular, çöllerde bitmeyen yolları yürümeye çalıştılar.

İttihatçılar çoğunlukla Türklere olmak üzere Ermenilerden yağmalanan malları dağıttı. Türk burjuvazisini yaratmak için ilk büyük sermaye transferi operasyonu tamamlanmıştı. İlkel birikim tarzı başarıya ulaşmıştı.

Eşitsiz gelişim, az gelişmişlik, emperyalizm, ulusal mesele ve milliyetçilik bir araya geldi ve işte Ermeni kırımını ortaya çıkardı. Trajedi gerçekleşmişti.

Sermaye Sınıfının ve Emperyalizmin Gizlendiği Kırım

Ermeni kırımı son olmadı. Trakya Pogromu, Varlık Vergisi, 6-7 Eylül Olayları hep bu Türk burjuvazisini yaratma stratejisi olarak sürdürüldü.

Peki ya bugün kırımı tartışanlar ne diyor?

En başta milliyetçileri ele alalım. Milliyetçilere göre Osmanlı haklı! Yani sermaye transferi için koskoca bir halkı yok etmek haklı. Ermenilerin ulusal haklarını alması için mücadele etmesi haksız ama Osmanlı’nın onları katletmesi normal. Bunlar kendilerine Cumhuriyetçi filan diyor üstelik. Cumhuriyetçilikleri sadece kendi uluslarının kendi kaderini tayin hakkı üstüne. Üstelik kendileri Alman emperyalizmin safında duran Osmanlı’yı antiemperyalist görüyorlar. Mısır’ı, Azerbaycan’ı ele geçirme planları yapan imparatorluk onlara göre haklıydı! Ermeniler ise emperyalizmin uşakları! TSK NATO’nun en güvenilir asker deposuyken Kürt halkını emperyalizmin uşaklığıyla suçlamak gibi bu tabi, alıştık bu ikiyüzlülüğe.

Ve elbette ünlü ‘Ermeniler de bizi kesti’ lafzı. En başta Ermenilere yönelik katliam yaptığını kabul eden bir akıl, milliyetçiliği normalleştiren ve sermaye sınıfı tarafından nasıl yedeklendiğini anlamayan bir aptallık.

Daha ilginci bu kampta kendine ‘sosyalist’ diyenlerin hiçbiri Türk burjuvazisinin nasıl yaratıldığına dair bu önemli noktaya parmak basmış değil. Bu hödüklüğe şovenizmin seçici körlüğü deyip geçelim.

Peki karşı kamp?

Liberallerin sürdürdüğü pozisyon ise daha garip; sanki milliyetçilik tanrısal töz gibi fenomen düzeyinde başlangıçsız, bitişsiz, sonuçsuz, nedensiz bir şeymiş gibi algılanıyor bu Ermenilere karşı işlenen suç hakkında konuşulurken. Yani İttihatçılar bir gece oturup sırf hoşlarına gittikleri için milliyetçi olmaya karar vermişler ve zaten karakter olarak korkunç insanlar oldukları için Ermenileri sürmüşler. Yani ortada hiç kapitalizmle ilgili bir motivasyon söz konusu değil?

Dikkatinizi çekiyorum: Katliam sırasında ve sonrasında Ermenilere karşı oluşan nefrette İslamcılığın hiç suçu yokmuş gibi davranmaya devam ediyorlar üstelik. Her şey lanet olası modernizm ve milliyetçilik yüzünden olmuş! Doğru, o yüzden AKP’nin militan kitlesinin ağzından bugün bile Ermeni lafı küfür olarak düşmüyor, o yüzden bütün Türk-İslam ideolojisinin taşıyıcıları İslamcılarla beraber Ermeni kırımı hakkında hemen hemen hiçbir şey söylemiyor tarih boyunca.

Ve elbette ki liberallere göre emperyalizm ne ola ki? Alman emperyalizmi ne yapmaya çalışmış hiç önemli değil. Çünkü bugün Alman vakıfları sponsor kendilerine. Alman burjuvazisinin tarihsel bir suçunu niye araya karıştıralım şimdi yani? Kahrolası İttihatçıları kolayca harcamak varken. Yunanistan’ı halkını köleliğe mahkum eden AB’nin güzel demokrasisi var bak, su güzel, sende girsene?

Bu aklın en garip hali ise 1918’de emperyalizm tarafından işgal edilen Anadolu’da yapılan yargılamalara dair taraf haline gelmiş olmaları. Malta sürgünleri var mesela onlar için, İngiliz emperyalizminin yargılaması önemli değil hatta bazısı Sevr’i bile övebilecek seviyeye gelmiş!

Peki biz, komünistler hangi tarafta duracak?

Belli sonuçları sıralamak lazım:

-Ermeni kırımı/katliamı/soykırımı emperyalist bir yalan değil, emperyalist bir operasyondur!
-Türk burjuvazisini yaratmak için kullanılan milliyetçilik, islamcılık gibi ideolojiler bugün hala sınıfı bölmek için kullanılmaktadır.
-Ermeni kırımıyla esas yüzleşmesi gereken bugün onların birikimlerine konarak yükselmiş TÜSİAD gibi oluşumlardır.
-Sermaye sınıfının ve emperyalizminin katliamdaki rolünü gizleyenler ne Türk ne de Ermeni işçilerinin ve halk kitlelerinin dostudur, aksine hepsi farklı sermaye fraksiyonlarının işine gelen tarihi tezleri savunmaktadırlar!
-Ermeni ve Türk işçilerinin arasındaki düşmanlık yapaydır, enternasyonal bir sosyalizm mücadelesi bu tarihi düşmanlığa son verecektir.

Son olarak bir fıkra:

Bir Ermeni, bir Türk, bir Kürt işçi beraber dolaşmaktadırlar kırsalda. Bir bahçe görürler meyve dolu ve içine girip yemeye başlarlar. Bahçenin sahibi bir anda çıkıp onlara sopasını çeker ve sıraya dizer. Önce Türk ve Kürt’e dönüp ‘ulan hadi siz müslümansınız, bu Ermeni itine niye yediriyorsunuz meyveleri’ diye Ermeni’yi dövüp kovar. Sonra Türk’e döner ‘ulan hadi sen Türk’sün, bu kuyruklu Kürt’e niye meyveleri yediriyorsun’ diye Kürt’ü döver. En son Türk’le baş başa kalınca ‘ulan amele parçası, sen kim oluyorsun da benim bahçeme giriyorsun’ diye onu da dövüp kovar.

Dayak yiyen üçlü yolda yürümeye başlamıştır tekrar. Kürt son derece naif biçimde sorar ‘Üç adam nasıl dayak yedik tek kişiden’ diye. Türk işçi cevap verir: Biz bu Ermeni’yi dövdürmeyecektik kardeşim, dövdürdüğümüz içindir bu halimiz.

Tavsiye Kitaplar:
Alman-Türk Silah Arkadaşlığı ve Ermeniler, Serdar Dinçer
Türkler ve Ermeniler, Taner Timur
Türkiye’de Milli İktisat, Zafer Toprak
1908 Devrimi, Aykut Kansu
Ermeni Soykırımı, Verjine Svazlian

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Belki İlginizi Çeker

0 yorum