Yürek yemiş maymunlar

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

 

Ahmetler birbirini kemirmeye başladı. Birden tüy diktiler. Birbirlerine höykürüyorlar.

Ortaya atılanları paylaşamıyorlar.

İkisi de bugünlerde tükürdüklerini yalıyor.

Anladım ki bunlar, vücutlarının “su” ihtiyacını, “tükürdüklerini yalayarak” gideriyor…

Ağızlarından akan köpükleri itinayla yalıyorlar.

“Kişinin karakteri ne ise kaderi odur” sözünü eden eski Yunan Feylesofu Heraklitos’tur… Milattan önce 500 yıllarında yaşayan Heraklitos’un bundan da ünlü bir sözü var: “Aynı nehre iki defa girilmez” çünkü her şey değişir, hiçbir şey aynı kalmaz, içine girdiğimiz suyun yerinde başka sular akmaktadır…

Ne var ki bu söz galiba pek Ahmetoğlanlara uymuyor… Aynı nehirde tekrar tekrar boğuluyorlar…

İki günde bir birbirlerinin durum tespitlerini yapıyorlar.

Kimin alçak olduğuna henüz karar veremediler.

Bu tür iltifatlara aslında hiç gerek yok, biz her ikisini de iyi tanıyoruz. Alçakları biliyoruz.

Birde bize sorsunlar.

Merd-i Kıpti şecaat arz ederken sirkatin söylermiş. O kıvamdalar…

Ne yaşıyorlarsa müstahaktır. Mesleklerinin yüz karaları.

Çok bağıranın içinde bulunduğu pislikten kendini kurtaracağını sanarak, bağlı oldukları sahiplerinin kapısında birbirlerine dişlerini göstererek tuhaf tuhaf sesler çıkarıyorlar.

Biri cemaati, diğeri Doğan’ı yıkama yağlama derneği üyesi.

Yaptıkları, Pentagon’un gazeteciliğe kazandırdığı sözcük, “embedded”, Türkçesi ‘iliştirilmiş gazetecilik…’ Üzerlerinde çok şık duruyor bu tanım.

Evi ateşe atıp yangını söndürmenin primini yapacaklar dertleri o.

Bunları okuduğumuzda, ‘insan bu hallere de düşer mi’ duygusu geliyor insana.

Lakin onlarda bu duygu oluşmamış.

Hemen hatırlatalım; sizler evcilsiniz, aslanlığa, kaplanlığa özenmeyin sakın.

Fazlada gaza gelmeyin onu da ithal ediyorlar.

Bir gün, ellerinizle dokunduğunuz her ne ise gazeteciliğiniz gibi çamura dönüşecek.

Cübbelinin dediği gibi, fazla zorlamayın motora duman attırırsınız.

*

Birer kız çocuğu sahibi iki aile bir gün misafirlikte sohbete başlamışlar. – Eee sizin kızdan naber? -Valla işte ne olsun biliyorsunuz, işe girdi geçen sene. Başını kaşıyacak vakti yok. İlk başlarda geceleri fazla mesai yapıyordu. Sonra hafta sonları da çalışmaya başladı. Patronu çok sevmiş her işi ona veriyormuş. Derken Ankara seyahatleri başladı. Bizimki çanta sekreter gibi patron nereye o oraya. Sonra Paris seyahatleri filan en sonunda bu iş böyle olmayacak dediler, patronu ev tuttu. Şimdilerde deli gibi çalışıyor evladım. Ee, peki sizin ki ne âlemde? -Valla bizim kız da kötü yola düştü ama ben sizin kadar güzel anlatamıyorum.

*

Ahmetoğlanlar birbirlerini o kadar güzel anlatıyorlar ki, bunlar kadar kendilerini güzel anlatamam / anlatamayız.

Omurgalı canlılara tepki olarak dünyaya geldiklerini biliyoruz.

Birileri her ikisine de kardeş olduğunu söylesin.

Tıp ne kadar ilerlese ilerlesin, AR damarındaki çatlağı tedavi edemez.

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Belki İlginizi Çeker

0 yorum