Oldu Çilem, İyi Günler

CluNI3kWYAAD7_y

Allah’ın sevCluNI3kWYAAD7_ydiği yazarmışım. Ha şimdi ha sonra derken bir türlü Çilem Doğan’ın tahliyesi üzerine yazmam gereken yazıyı yetiştirememiştim. Tam yazıyordum ki Çilem ve avukatının yaptığı yeni açıklamalar olayı bambaşka bir boyuta taşıdı. HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın ziyaretiyle ilgili yaptıkları basın açıklaması tam bir fiyaskoydu. Orada söylenen cümleler bir yana Çilem‘in bakışları, yüz ifadeleri ve duruşu az çok insan tanımaktan anlayan, vücut dili okuyabilmeyi öğrenmiş herkesin dikkatini çekecek cinstendi. Şeytan kulağıma fısıldadı: “Bu işin içinde bir şeyler var.”

Televizyonun başındaki eşim Hayatın Sesi TV’de canlı olarak gösterilen Çilem ’in tahliyesini izlemem için bana seslendiğinde çok sevindim. Haklı ve meşru müdafaa yapmış, erkek şiddetine maruz kalmış bir kadının tahliyesi son derece heyecan vericiydi. Hele hele bunca kamuoyu desteğinin bu tahliyede etkili olmuş olması ümitlerimizi pekiştirdi. Ancak samimiyetime ne kadar inanırsınız bilmem ama o görüntüleri izlerken eşim de ben de: “Bakışlarında bir şey var. Hareketleri pek güven vermiyor.” diye düşündük. Düşündük ama bizimkisi sadece içgüdüydü. Ve konunun kadın sorunu olmasından mütevellit düşüncemizi yuttuk.  Tahliye olan Çilem, haklı bir kadındı. Güçlü bir kadındı. Ve verdiğimiz ses, omuz işe yaramıştı.

Çilem’in açıklamalarını dinledim. Hakkındaki haberlere ulaşabilmek için bol bol interneti taradım. Verdiği röportajları izledim. Gördüğüm manzara; Çilem’in cezaevindeyken son derece politize olduğu, ders aldığı, örgütlü mücadelenin önemini anladığı idi. Ancak bir süre sonra avukatıyla birlikte yaptığı basın açıklaması neticesinde gördük ki başına gelenlerden yeterince ders almamış. Başına gelen kötü olaydan yaralanmış, sonunda zaferle çıkmış, 50.000 lira tazminat bedelini hemencecik bulup oh deyip rahatlamış, birden bire popülerlik kazanıp şöhrete kavuşmuş bir kadına dönüştü Çilem. Oysaki yaşayıp tecrübe ettiklerinin sonucunda örgütlü mücadelenin ne muazzam bir şey olduğunu öğrenmiş ve kendisine omuz verenleri karalamak yerine onlara minnet duyacak noktaya gelmiş olmalıydı.

Kadın sorununa doğru yerden yaklaşabilen bir sağ parti henüz görmedim. Kadın meselesi onlar için “Yahu dinimizde kadın çok önemli. Kuran’da kadın adı altında bir sure bile var.” seviyesinden öteye gitmemiş. Sıkıştıkları yerde “Kuran’da kadını dövmek var.” diyen, buna karşı tez üretenlere de; “Bir kere hatırlatınız. Söz ile uyarınız. Anlamazsa o zaman dövebilirsiniz.” mealinde bir öncekinden çok da farklı olmayan açıklamalarla kendilerini rahatlatmaya çalışmalarının ötesinde bir yerde zuhur etmiyor ne yazık ki. Zannedersiniz ki sirk hayvanı terbiye ediyorlar. Ki o da yanlış bir şey de şimdi bu yazımızın konusu değil. Söz ile anlamazsa dövebilirsiniz! Yani kadının her türlü gelişimsel, fiziksel, psikolojik varlığı erkeğe endeksleniyor ve bu ülkenin büyük çoğunluğu hayata buradan bakıyor. Bu açıklamayı yapma nedenim şudur ki; Çilem’in MHP Adana milletvekili adayı avukatı İsa Ayanoğlu, “Ayanoğlu Hukuk Bürosu” reklamını göğsünü gere gere yapmış, Çilem de kendisine bu konuda yardım etmiştir. Sağcı bir avukatın kadın sorununu ne kadar anlamış olduğu ortadadır. Ancak anladığım kadarıyla bu ülkede her konuda hakkınızı alabilmek için sağcı olmalı, siyasi partilerle ilişiği olan avukatlarla çalışmalısınız. Demek ki Nevin Yıldırım’a, Gülfidan Kuşoğlu’na, Ayşegül E.’ye, Hanım Korkmaz’a, Nilüfer K.’ya, Yasemin Kaymaklı’ya, SelmaYıldız’a, Nafiye Kaçmaz’a, Hatice Çiçek’e ve daha adını bir yerlerde unuttuğumuz nice mağdur fakat cinayetle hapis yatan kadına bir sağ partiden milletvekili adayı avukat gerekli.

Gelelim Çilem’in yaptığı lüzumsuz açıklamaya. Kameralara güzel güzel poz verirken sonradan çark etmesiyle ile ilgili iki tahminim var. Birincisi; dava şu anda Yargıtay’da. Yani her an kefaletle serbest kalma kararı bozulup Çilem yeniden cezaevine gönderilebilir. Hepinizin malumu hükümetin, Kürt Hareketi ve HDP’ye açıkça bir nefreti olduğu için Çilem, davanın seyrinin bozulmasından korkmuş -ya da öyle akıl almış- olabilir. İkincisi ise bu görüşmeden yalnızca Çilem değil MHP’li avukatı da tepki almış olabilir. Belki de bu açıklama avukatının otokontrolüdür. Nihayetinde avukatın iştahla açıklama yapması gözden kaçacak gibi değildi. Haberimiz yoktu eve geleceklerinden diyor Çilem, amenna. Fotoğrafları yayınlamayacaklarını söylediler ama yayınladılar diyor amenna. Hadi bunlar kızgın olmak için haklı gerekçelerin olsun. Ancak ahde vefa denen bir şey vardır. Mesela sen cezaevindeyken sokaklara dökülüp slogan atan, senin için imza toplayan, sosyal medyada seni savunan paylaşımlarda bulunan, serbest bırakılınca ülkenin pek çok yerinde senin için halay çeken kadınların içinde çok sayıda HDP’li vardı. Senin için az veya çok mücadele eden kadınların en az % 90’ı CHP, HDP veya diğer sol partilere/yapılara mensup insanlardı. Yalnızca kadınlar mı? Sana HDP’li binlerce erkekten de destek geldi. Seni siyasi malzeme yapıyormuş HDP. İzin ver de yapsın o kadar. Keşke AKP’den,  MHP’den ya da CHP’den birileri de seni ziyarete gelseydi de onlara da siyasi malzeme olsaydın. Ne kadar çok malzeme olursan o kadar çok dile gelir kadın sorunu. Ne kadar çok gündemde sıcak tutarsak bunları, senin durumunda olanlar feraha çıkar. Mesela 14 yıldır iktidarda olan ve tüm gücü elinde tutan AKP iktidarı, keşke kadın haklarına dair çok somut işlere girişse de sonra bunun reklamını yapsa. Vallahi duble yolların reklamını dinlemekten bıktım usandım. 11-12 yaşlarında onlarca çocuğun tecavüzüne ortam sağlayan Ensar Vakfı’a verdikleri desteği vermediler sana. Hâlbuki Ensar Vakfı’nı bağırlarına basmışlardı. Bu ülkenin kirlenmiş siyasetinden ümit beklemiyoruz ama siyaset reklamı, reklam gücü doğuruyor ne yazık ki. Hani bu işlerin jargonunu öğrenmişsin de göğsünü gere gere “Kirpiğimiz yere düşmesin” ya da “Her şey Mira’nın gülüşlerini süslemek için” falan diyorsun ya hatırlatayım bunların hepsi sol siyasetine dair cümleler ve HDP’li kadınlar da bolca kullanırlar. Ha gelecekte bir sağ partiden milletvekilliği adaylığı gibi planların varsa bilesin istedim. Benimkisi tamamen iyi niyetten.

Medya deniz olmuş, internet okyanus. Bu işleri araştırmaya koyulunca hangisi yalan, hangisi gerçek bilemediğimiz türlü türlü haber okuyorsunuz. Kimi haberlerde Çilem’in Figen Yüksekdağ’a “Allah razı olsun.” dediği falan yazıyor. Doğruluğundan emin olmadığım için bir şey diyemiyorum ama emin olsaydım Çilem’e dilim daha sert olurdu.

Gelelim HDP cephesine. Açıkçası bu haftaki grup toplantısında bir açıklama bekliyordum ama gelmedi. Olasıdır ki bu konuda kendi hataları da var. Konu uzasın istememiş olabilirler. Figen Yüksekdağ’a da kefil değilim. Ama Çilem için ter dökmüş, emek vermiş, konuya sınıfsal bakmış tüm kadın yoldaşlarımın kefiliyim. Her biri tek tek tertemiz yüreklerle teröre değil barışa, kadın onuruna, anayla evladın bulaşmasına hizmet ettiler ve HDP’ye de oy verdiler. En nihayetinde mecliste bulunan dört parti içinde kadın sorununa en fazla eğilen parti HDP. Eş genel başkanlık sistemi olan ve bu sistemde kadınlarla erkeklerin aynı yerde saf tuttuğu, kadına eksik etek, eli hamurlu gözüyle bakmayıp siyasi hayata bilfiil dâhil eden bir zihniyete sahip HDP. Hele hele AKP ve MHP’yle kıyaslamamız mümkün dahi değilken, CHP’de ise liberal politikaların arasından sıyrılabilen bir konu olduğu zamanlarda ara sıra değinilirken HDP’nin kadın sorunsalı üzerine göğsünü gere gere gitmesi ve bunu kamuoyuna lanse etmesi gayet normaldir. Derdim HDP güzellemesi yapmak değil. Elbette birçok yönden HDP’nin de eleştirisi yapılır. Fakat kadın sorunu bağlamında MHP’li bir avukatın HDP eleştirisi çok samimiyetsiz olmuş.

Başınıza her ne gelirse gelsin konuya sınıfsal bakmıyorsanız işin sonunda hata yapıp tökezliyorsunuz. Örgütlü mücadele her zaman iyidir. Ancak içinde bulunduğunuz grup, burjuva ahlakına sahip olmamalı. O zaman işler temiz yüreklilikle yürümüyor.  İyi niyetli olmayınca da gün geliyor bir aklı evvelin lafına kanıp size gerçekten yârenlik eden ve her zaman etmeye hazır olanları küstürüyorsunuz. Olsun bakalım. Bu da böyle olsun. Sevgili Çilem küsmedik de kırıldık sana. Böyle olmasa daha iyiydi. Korkma korkma, biz yarı yolda bırakmayız kimseyi. Başta sen olmak üzere erkek egemen dünyada ezilen her kadının, Kürt mü Türk mü, Sünni mi Alevi mi,  türbanlı mı mini etekli mi, sağcı mı solcu mu demeden yanında oluruz. Bize el uzatan, kapımızı çalan, omuz veren her kim varsa da başımızın üzerinde taşırız. Ayrımımız olmaz. Öyle öğrendik biz. Öyle içimize işledi evrensel ahlak yasaları. Yani sonradan kirpiğimiz yere düşmesin demekle mücadeleye dâhil olmadık ya da başımıza bir hâl gelince kadın mücadelesinde ben de varım, demedik. Hep vardık. O nedenle başın sıkışırsa yine geliriz. Ama o kadar. Hayırlı işler sana.

Belki İlginizi Çeker

0 yorum