Ruhların Dansı *

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

İKİNCİ BÖLÜM

Atâ Karatay’ın hazırladığı, 1961’de yayımlanan ve 35 şairin yer aldığı Çağdaş İskandinav Şiiri Ön Antolojisi‘nin sol tarafından çırptığım mini-derlemenin ilk bölümünde iki Norveçli şairden bahsettim. Bu bölümde iki İsveçli şair ile devam edip Karatay ile bitiriyorum. Dilerim eski kuzey’in gizemli ışıkları zihninize değişik bir nefes aldırsın.

 

GUSTAV SANDGREN

Modern İsveç şiirinin kurucu ekolü sayılan “Beş Genç” edebiyat topluluğu üyesi Sandgren, 1904’te Östergotland bölgesindeki Western Stenby, Motala’da fakir bir ailenin çocuğu olarak doğdu. İşçi olan babası, aynı zamanda keman çalardı. Müzikle büyüyen ve küçük yaşta keman çalmayı öğrenen Sandgren, okulu bitirdikten sonra Ljungsboro’da bir çikolata fabrikasında çalışmaya başladı. Bu dönemde, işçiliğin yanı sıra dans salonunda keman çalarak hayatını kazandı. Daha sonra bütün vaktini yazmaya ayıracak fırsatı buldu, ikinci evliliğini yazar, çevirmen, şair Ria Wagner ile yaptıktan sonra yerleştiği Stockholm’de 40 yıl geçirdi. 1983’te 79 yaşında hayattan giderken ardında 47 kitap bıraktı. Şiirlerinden başka, sosyal gerçekçiliği işleyen hikâye ve romanlarıyla, İsveç edebiyatında derin iz bırakmıştır.

 gustav.sandgrenGERÇEK
(Sanningen)

Ve gerçek, bir genç kız gibiydi
Çırıl çıplak, pazar meydanı ortasında;
Saf, tertemiz, dokunulmamış duruyordu
Öylece günışığı altında.

Ama halk görünce onu kapadı gözlerini
Ve bağırdı: “Eyvah! Bu kız utanmazlığın ta kendisi!”

Sonra şehrin ileri gelenleri görüşüp aralarında
” — Gençliği yoldan çıkaracak,
— Ahlâkımızı bozacak bu kız!” dediler.
Ve gönderip adamlarını
Zindanlara attırdılar kızı
Kara urbaları giydirip zorla.

Öte yanda halk kalabalığı
Bağırıp duruyordu sokaklarda:
” – Vurun! Yaşatmayın orospuyu!..”
Ama gençler vardı,
O kızı:
Kendilerinden birisi olarak düşünen;
Karanlıklar içinde bile onun
Alnındaki ölümsüz pırıltıyı görebilen.
Baktılar yaşlı ruhlar hasta
Gözleri bulanmış
Batık dünyalarda yaşamakta hepsi korkularla;
Işıktan, apaçık oluştan bir kaçış, bir kaçış…

“Haydin!” dediler, “biz kurtaralım gerçeği!”

Gustav Sandgren
(Çeviren: Atâ Karatay)

 

*** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***

 

HARRY MARTINSON

İsveç şiirine ve edebiyatına modernizmi getiren “Beş Genç” ekibinin üyesi olan Martinson, yazar, şair ve gemicidir.

1904’te ülkenin güney doğusundaki Blekinge, Jamshög’de doğdu. Küçük yaşta hem annesini, hem de gemi kaptanı olan babasını kaybetti ve kırsal kesimdeki bir komün-ambar’da büyüdü. 16 yaşında kaçarak bir gemiye yazıldı ve yıllarca Brezilya’dan Hindistan’a denizlerde dolaştı. Akciğer sorunları nedeniyle karaya döndü düzenli bir işi olmadan ülkesinde seyahat etti. Bir ara serserilikten tutuklandı.

1929’da Martinson, Sandgren, Lundkvist, Asklund ve Kjellgren, “Beş Genç” adlı antolojiyi yayınlayarak, İsveç şiirinde 20. yüzyıla damga vuracak akımı başlattılar. Martinson aynı yıl, Stockholm’de çıkan anarşist gazete Brand sâyesinde tanıştığı, sonradan proleter edebiyatın en önemli yazarlarından olacak Moa Martinson (Helga Maria Swarts) ile evlendi.

1934’te Sovyetler Birliği’ne giderek bu ülkede seyahat etti.

Martinson, 1935’te yayınlanan yarı-otobiyografik romanı “Çiçeklenen Isırganotları”nda, taşrada geçen zor çocukluk ve ergenlik yıllarını anlattı. Eser otuzdan fazla dile çevrildi.

1940’da Moa’dan ayrılan Martinson, iki yıl sonra Ingrid Lindcrantz ile evlendi. 1949’da İsveç Akademisi üyeliğine seçildi.

Martinson, 1956’da yayınlanan destansı kurgu-bilim şiiri “Aniara”da, rotasından çıkıp uzayda yönünü kaybederek başıboş giden bir uzay gemisini ve içindekileri, insanın budalalığını ve kırılganlığını sergileyerek anlattı. Başyapıt kabul edilen eser, 1959’da Blomdahl tarafından opera olarak bestelendi.

Martinson 1974’de Eyvind Johnson ile birlikte Nobel Edebiyat Ödülü’ne lâyık görüldü. O yıl diğer adaylar Graham Greene, Saul Bellow ve Vladimir Nabokov idiler. Ödülü alan ikili, kendilerinin akademi üyeleri olmalarından kaynaklanan tartışmalar ve eleştirilerin hedefi oldular. Proleterliği kadar, hümanist ve hassas yapısıyla da bilinen Martinson, şâibe altında yaşamayı kendine çok gördü ve 1978’de Stockholm’de bir hastanede makasla karnını keserek, bir çeşit seppuku/harakiri yoluyla hayatına son verdi.

harry.martinsonBeş romanı, dokuz şiir kitabı, denemeleri, hikâyeleri, üç radyo ve bir tiyatro oyunu vardır.

KABLO GEMİSİ
(Kabelskepp)

Barbados ve Tortuga arasında döşenmiş
Atlantik kablosunu bulup çıkardık denizin yüzüne
Kaldırıp fenerlerimizi
Sardık sırtındaki yaraları boydan boya, yeni lâstiklerle
Arzımız onbeş kuzey, tûlümüz altmışbir batı.

Aşınmış yerler yapıştırınca kulaklarımızı
Kesik titreşimler durduk kablodan doğru gelen
Şöyle konuştu içimizden biri bu sıra:
— Bakın, Montreal ve Saint John’da oturan
milyonerler tartışıyorlar aralarında
Küba şekerinin fiyatı üzerinde;
Ve indirilmesi için ücretlerimizin daha da.

Uzunca bir süre duraladık ve düşündük—
Fenerlerden çepçevre bir grup
Biz sabırlı deniz işçileri.
Sonra yenilenmiş kabloyu indirdik yavaşça
Denizdeki eski yatağına.

Harry Martinson
(Çeviren: Atâ Karatay)

 

*** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***

 

… ve ATÂ KARATAY

1928 yılında İstanbul’da doğdu. Konya Lisesi’ni bitirdikten sonra 1948’de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’den mezun oldu.

Şiir çalışmalarının yanı sıra filolojik konularla da ilgilendi. Norveç dili üzerindeki araştırmalarını, 1959-1960 yıllarında Oslo’da bulunarak derinleştirme olanağı buldu, yazı ve şiirleri kendi çevirileriyle Norveç’te yayınlandı. Ait olduğu toprakların şiirlerini kuzey ülkelerinde tanıtabilmek için Çağrı dergisiyle birlikte antoloji çalışmaları yaptı. 1950-1960 arasında “Çöle Akan Nehir”, “İster İstemez” ve “Göz Dağı” adlı şiir kitapları yayınlandı. İsveç, Norveç, Danimarka dilleri için konuşma kılavuzları, gramer kitapları ve cep sözlükleri hazırladı.

1961 yılında “Çağdaş İskandinav Şiiri Örnekleri” adıyla yayınladığı ve 35 şairin şiirleriyle kısa biyografilerine yer verdiği ön-antoloji, bu alanda ilk defa bir bütün halinde ve doğrudan doğruya ana metinlerden yapılmış çevirilerle okuyucuya sunulmuş çalışmadır. (Bu alanda daha sonra yayınlanmış çalışmaları araştırdım ve 2014’te Yitik Ülke Yayınevi’nden çıkan, şair Özkan Mert’in hazırladığı “Gece Güneşi” adlı antolojiden başkasına rastlayamadım.)

Girişte bahsettiğim gibi, bir sahafta rastlayıp benimle eve gelmeye razı ettiğim ve kapağının fotoğrafı bu yazının resimleri arasında bulunan sözkonusu ince kitap, sondan bir önceki sayfada belitildiği üzere, İstanbul’da Sıralar Matbaası’nda basılmış; herhangi bir yerinde herhangi bir kitabevi/yayınevi ismi bulunmadığından çakozladığım kadarıyla, yazarının kişisel çabası ve olanakları sâyesinde yayınlanabilmiştir. Dağıtım adresi olarak Sirkeci-Merkez Han’da 28 numara gösterilmektedir.

Kitabın iç kapağının üst kısmında elyazısıyla “Mahir kardeşe dostlukla” ifâdesi, altında tahminime göre yazarın imzâsı ve “1967 Haz.” tarihi bulunmaktadır.

Karatay hakkında giriştiğim sığ araştırma sonucunda, size bu yazıda anlattıklarım haricinde pek bir bilgiye ulaşamamakla birlikte, herhangi bir kaynakta ölümüne dair bir ifadeye de rastlamadığımdan dolayı, yazarın hayatta olduğuna inanma durağında inmekle yetinmeyi, kendisine dair tasavvuruma yakıştırmaktayım. Bu ruh hâliyle de, 1967 Haziranı’nda kitabın adına imzalandığı ‘Mahir kardeş’in hangi Mahir kardeş olduğunu hayalgücünüze havâle ediyorum.

atâ.karatayKitabın yazarına ait önsözden önceki sayfada basılı ithafta,
“KUZEYİN GÜLER YÜZLÜ
BARIŞ SEVER İNSANLARINA”
denmektedir.

Hâlen 88 yaşını sürdüğünü düşündüğüm, hakkındaki kısıtlı bilgimle kendisine hayranlık beslediğim, insancıl, zârif, menzili geniş ve seyrek izi derin yazar/şair Atâ Karatay’a dair dileğim; sağlığının yerinde olmasının yanı sıra, bugün İsveç’in dünyanın en büyük on silah üreticisi ve satıcısı arasında bulunduğunu, Suudi Arabistan’da silah fabrikası kurduğunu, ABD’nin büyük müşterisi olduğu Norveç yapımı silah ve savaş malzemelerinin İsrail ordusu tarafından kullanıldığını filan bilmiyor olmasıdır.

 

*** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***

*:  Her iki kutup dairesinde, yerkürenin manyetik alanına giren güneş fırtınalarının meydana getirdiği fenomenal renk-gökyüzü dalgalanmalarından kuzeydekiler aurora borealis, güneydekiler aurora australis diye bilinir. Aurora, antik Roma’da şafak tanrıçasıdır. Boreas da Yunanca kuzey rüzgârının adıdır (poyraz). Aurora borealis dilimizde “kuzey ışıkları” diye karşılık bulur.

Bu dipnotun ucunda sallandığı ipi tutan başlıktaki “ruhların dansı” ifadesi ise, eski zamanda Kanada yerlilerinden Kri (Cree) halkının kuzeyin gizemli ışıkları için yaptıkları tanımlamadır.

 

*** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** *** ***

2016²haziran, emektar-gümüşsuyu-taksim

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Belki İlginizi Çeker

0 yorum