Fener’in ‘Sol Açık’ı Ali İsmail’in yanındaydı

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.
  • YAŞAR DENİZ IRLAYICI

Hepimizin bildiği ve artık bir slogana dönüşen marşı haykırıyoruz hep birlikte:

“Daha 19 yaşında düşlerinde özgür dünya
Öptüğü çubuklu forma, yaşayacak anısında
Ali İsmail Korkmaz Fenerbahçe Yıkılmaz
!

2013 yılında Taksim’den başlayarak tüm ülke sathına dalga dalga yayılan direniş, Gezi 3 yaşında!

aliismail2
Ahmet Atakan’ın odası…

Sol Açık taraftar grubu olarak bu yıl da Haziran çocuklarıyla ilgili bir şeyler yapmayı çok istedik. Siyah-beyaz takım tutmanın ‘devrimcilik’ten(!) sayıldığı memlekette, kimi ‘kitap satanlar’ ve kitap üzerinden para kazananların saçma sapan benzetmesine tepki gösterince bir camianın tüm taraftarlarını IŞİD’le eşitleyen ahmak ‘solcu’ sürüsü bilmez ama 2013’ten beri devam eden, her yıl bir okula kütüphane kurma geleneği vardır Sol Açık’ın… Kitap toplarken de kitabın ve kitapçının rengine, görüşüne bakmaz, kim daha çok kitabı daha uygun fiyata veriyor, kim ‘çorbada bizim de tuzumuz olsun’ diyor, ona bakar… Kitap yazmak, kitap okumak, okutmak, kitap satmaktan daha değerlidir çünkü… Yanlış anlaşılmasın, genelleme yapmak yakışmaz bize. Böyle bir projemiz olduğunu söyleyerek telefon ve sosyal medya üzerinden iletişime geçtiğimiz Yordam Yayınları ve Can Yayınları onlarca kitabını bağışladılar seve seve, ‘çorbada tuz’ olmaya gönüllü oldular, var olsunlar. Buradan bir defa daha Yordam’dan Günnur Aksakal ve Can’ndan Olgun Korkmaz’a ve kitap toplarken elinden değil gönlünden gelenin de fazlasını yaptığından kuşku duymadığımız güzel insanların her birine, dayanışmasına ayrı ayrı teşekkür etmiş olalım…

Her birine Çubuklu formanın efsane isimleri verildi bugüne kadar kurulan kütüphanelere… 2013 yılında Afyon’da Lefter, 2014 yılında Zonguldak’ta Selçuk Yula, 2015’te de Manisa Soma’da Can Bartu kütüphanelerini kurduk. Bu yıl da Hatay’da Ekinci Atatürk Ortaokulu’na Fenerbahçe’nin ‘Mehmetçik’ lakabıyla bilinen efsanesi Basri Dirimlili adını verdik…

Hatay yolculuğuna 27 Mayıs gecesi Kadıköy’den başladık, bu tarihi bilinçli olarak seçmiştik. Niyetimiz Gezi’nin başlangıç yıldönümü günü Gezi çocuklarının yanında olmaktı. Bakırköy Belediyesi’nin bize tahsis ettiği otobüsle iki şoför abimiz ve 14 Sol Açıklı olarak Hatay’a doğru yola çıktık. Bolu’da mola verdiğimizde bir dostumuz Ankara’dan kolilerce kitap getirmişti yanında, onları da araca yükledik. Sabahtan itibaren Hatay’la iletişimde olan arkadaşlarımızın telefonu sürekli çalıyor, nerede olduğumuzu sorup duruyorlardı. Biz de bu merakın nedenini doğrusu anlayamamıştık. Hatay’da kitap toplama sorumluluğunu üstlenen Birkan Şimşek arkadaşımızın evine uğrayıp kitapları alacak, oradan da okula geçecektik. Beklediğimiz gibi olmadı. Daha evvel tanışmadığımız, hayatında bizi ilk defa gören insanlar, evin bütün kadınları, bahçeye masalar kurup kahvaltı sofrasında bizi beklemişler… Bu durum, hepimiz için inanılmaz bir deneyim oldu, hani ‘anlatılmaz, yaşanır’ dedirten…

Biz bir aileyiz...
Biz bir aileyiz…

Kahvaltıdan sonra, inanılmaz bir sağanak altında okula vardık. Okulda gördüğümüz manzara karşısında düştüğümüz hayretin boyutu daha da arttı. Cumartesi günü, okulun müdürü ve öğretmenleriyle birlikte öğrenciler okulda bizi bekliyorlardı o yağmurda! Normalde kitapları kütüphaneye bırakacak ve geri dönecektik, bu daha evvelki senelerde hep böyle oldu. Ama öğretmen ve çocuklarla hep birlikte taşıdığımız onlarca koli içindeki bütün kitapları tek tek açıp raflara yerleştirdi çocuklar heyecanla. Bu manzaraya şahitlik etmek, hayatta yaşanabilecek pek çok duygunun üstünde bizim için… Sonra Ali İsmail’in küçük yeğeni Ali Yusuf kucağında ağabey Gürkan ve Emel Anne girdi içeri. Hepimizi tek tek kucaklayıp öptü Emel Anne. Sohbet ederken bir ara, Sevgi Abla’ya: “Benim için hele de bu zamanlar çok zor geçer, o yüzden İstanbul’a gitmek istemedim. Dayanamam!..” dedi. Kütüphaneden ayrılırken hep birlikte haykırdık marşımızı yeniden: “Ali İsmail Korkmaz Fenerbahçe Yıkılmaz!”

Sonra Ali İsmail’in evine ziyarete gittik hep birlikte. Sıcak çaylarını içtik. Bir ara Emel Anne bana elinde bir çorapla geldi, “Ayağın ıslanmış oğlum, hasta olursun. Lütfen değiştirir misin?” İlkin teşekkür etsem de, bir daha “Lütfen” diye üsteleyince kıramadım. Ali İsmail Korkmaz Vakfı (Alikev)’i ziyaret ettik. Emekçileriyle kucaklaştık, sohbet ettik, vakıf hakkında bilgi aldık. Vakfın yeni binasını gezdik Gürkan’la…

Bir gece orada kalacaktık, Ahmet Atakan ve Abdocan Cömert’in ailelerini de ziyaret için. Bir pansiyonda bir yer bulur, ayarlarız diye düşünmüştük ki Emel Anne ve Gürkan, “Katiyen bırakmayız sizi, siz bizim de evlatlarımızsınız artık” dediler. Ali İsmail’in odası açıldı sonra… 2-3 kişilik gruplar halinde içeri girdik. Evin her bir köşesinde Ali İsmail, Ali İsmail’in odasının her tarafında çok sevdiği Fenerbahçe’si vardı… Bir de artık hepimizin bildiği, onunla özdeşleşen ‘Peace’ yazılı zafer işaretli o yeşil tişörtü, yatağının üzerinde öylece duruyor, hâlâ! Odası bir müze olmuş artık, anılarıyla capcanlı yaşatılıyor odasında, evinin her bir köşesinde… Yatacak yerler ayarlanırken, Emel Anne “Ali İsmail’in odasında da iki kişi kalabilir, 2 tane yatak var” dedi. Buna izin vermesine şaşırmıştık. Odayı göstermek tamam da, odada misafir yatırmak ilginç geldi bize. Bu şaşkınlığımızı anladı: “Odadır oğlum sonuçta, ne olacak? Ben sadece Ali İsmailimin yattığı yastığını çarşafını saklıyorum, kokusu var üzerinde… Yoksa, oda kapalı kalsa n’olur, kalmasa n’olur?..”

aliismail4
Ahmet Atakan…

Sabah kalktığımızda da her şeyin taze ve doğal olduğu bir kahvaltı sofrasıyla uyandık. Emel Anne hepimize, “Ondan da yiyin, şunun da tadına bakın” diyordu durmadan… Ali Yusuf’un bando konseri eşlik ediyordu çay bardaklarının şıkırtısına… Kahvaltı sonrası Ali İsmail’in mezarını ziyaret ettik. Mezar taşına işlenmiş yüzünü görünce hiçbirimiz gözyaşlarımıza hakim olamadık. Ayrılırken Ali’nin yanı başından, sözümü haykırdık yeniden: “Sana söz olsun Ali, düşlerindeki özgür dünyayı kuracağız! Fenerbahçe Yıkılmaz!”

Ali İsmail’in ziyaretinden sonra bir başka Antakyalı ve Fenerbahçe taraftarı Ahmet Atakan’ın ailesine kapıdan da olsa uğrayıp selam verelim sonra onun da mezarını ziyaret edelim istedik. Kapıda bizi Ahmet’in kardeşi Ümit karşıladı. Tam oradan ayrılıyorduk ki, baba Ali Atakan bizi bırakmadı, yukarı eve çıktık, onların da misafiri olduk. Ahmet’in odasına girdik. Tıpkı Ali İsmail gibi, onun da odası bir müzeydi adeta… Sevdiği sanatçıların fotoğrafları vardı hep duvarında, bir de kardeşinden öğrendiğimiz, dolabına kendisinin astığı Ali İsmail ile Abdocan’ın fotoğrafı, bir de tabii gönül verdiği Fenerbahçe’si… Bir ara nargilesini göterdi Ümit: “Abimin nargilesi bu, abim çok severdi nargileyi. Ama o günden beri artık bu evde nargile içilmiyor…” Ahmet’in mezarını ziyaretle bitirdik, Gezi’nin evlatlarına, kardeşlerimize, kendimize verdiğimiz sözü tutmuş olmanın gururu ve mutluluğu içinde…

aliismail5
Ali İsmail’in odası…

Sonra da Hatay çarşısını gezdirdi bize Gürkan, rehberlik etti… Her şey o kadar güzel, insanlar o kadar samimiydi ki; sırf hem Birkan’ın ailesinin hem de Emel Anne’nin o yemeklerinden yeniden tatmak, daha doğrusu, ilk defa gördüğü halde sizi sanki evladıymış gibi bağrına basan, misafir eden o güzelim insanların yakınlığını sıcaklığını hissetmek için en kısa zamanda yeniden gelmeye söz verdik. Unutmadan yazayım; Sol Açık olarak bir açıklama yayınladık, bir defa daha olsun… Hataylı Abdocan’ın da ailesini ziyaret etmeyi çok istedik. Ancak aile Gezi yıldönümü dolayısıyla Taksim Dayanışması tarafından düzenlenen anma etkinliğine davet edildikleri ve İstanbul’da bulundukları için, onlara yapacağımız ziyareti bir dahaki gelişimize erteledik. Sıcak havasından değil, insanlarının yakınlığından ısınan, dışarıdan gelenin içini ısıtan Hatay’ın  o güzel insanlarına artık dost olduklarımıza, bizi birer kardeş, evlat bilen Korkmaz ve Atakan ailelerine sonsuz teşekkürler…

Önemli bir meseleye de açıklık getireyim. Aslında bir başka Fenerbahçeli taraftar grubu Vamos Bien’e ait olan ama Sol Açık’a ait sanılan bu marş, artık bütün Fenerbahçelilerin… Hangi takım taraftarı olursa olsun, Ali İsmail’i kardeşi bilen tüm Geziciler’in bestesi, tıpkı “Her Yer Taksim Her Yer Direniş!” gibi, bizim, hepimizin! Yeni sezonda Sol Açık’a ait olan, içinde hem Ali İsmail hem de Ahmet’i andığımız marşımızı yine tribünlerde ve meydanlarda söyleyeceğiz hep birlikte! Son olarak, durumu açıklamak elzem: Asıl mesele, Fenerbahçe’nin yıkılmaması değil; Ali İsmail’in Korkmaması… Çünkü, Ali İsmail Korkmadığı sürece; ne Fenerbahçe yıkılır, ne de faşizm kazanır! Ali İsmailimizin o direniş günlerinde Facebook hesabından yazdığı son sözlerindeki inancı, inadı hepimizin pusulası, yol göstericisi, emeli olsun: “KORKACAKSIN, TİTREYECEKSİN, YIKILACAKSIN ADİ HÜKÜMET!”

aliismail6

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Belki İlginizi Çeker

0 yorum