küçük burjuva nasıl faşist oldu?

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

(büyük bir kandırılma hikâyesi)

 rezâleti tezgâhlayan, tekelci sermayedir:
sanayi patronları, bir alay koca şirket
para babaları ve uluslararası bankalar
kıyakçıları yanındadır: seçkinler ve devlet
plan şeytânîdir; strateji bildik: böl-yönet

zenginlerle işçi sınıfı arasına sıkışmış haliyle
bir toplumsal güç olduğu ihtimalinden
habersiz küçük burjuva -yani alt orta sınıf
üç aşamada kucağa oturtulacak
kimlikleri, benlikleri, oyları tavlanarak
paracıların silahlı hâkimiyeti kurulacak
yüreksiz aklın yasaları korku salarken
küçük üretim ve mülkiyete el konup
artık efendilerin her dediği olacak
halk gönüllü köle gibi onlara çalışacak
adına da güçlü devlet denecektir

biz buna kısaca faşizm diyoruz
tarihinde örnekleri çoktur
stalincesi de şöyledir; burjuvazinin
sosyal demokrasiye dayalı kavga örgütü

özetle, iyice kaynamış ve kaynaşmış olan
para babaları, seçkinler ve devlet
küçük burjuva namlı halk-yarısını
işçi sınıfı olan halk-yarısından ayıracak
içine almadan yanına çekecektir
patron aynı kalıp düzen değişecektir

* * *

ortamı ve karakterleri tanıyalım biraz…

kapitalizm olgunlaşmış, sınırları aşmış
komşulara bulaşıp emperyalizm olmuştur
(“o kim ki?” diyenler ilk üç satıra bakabilir)
amacı, toprağı ve mülkü ele geçirmektir

devlet mâlum, dev bir mekanizma
ordu, polis, mahkemeler, yerel-genel idare
para kimin silahıysa, devlet onun devletidir

zenginler, burjuvazinin üst katlarında yaşar
seçkinler ya da egemen sınıf diye bilinirler
sürekli don değiştirir ve hep sağ kalırlar

sosyal demokrasi zengin yapımı truva atıdır
emek hareketinin sağ kanadı görünürken
süreçte burjufaşizmin sol kanadı oluverir

din, halkın ayfonudur
(ben marks’ın yerine güncelledim)

j_kbnfo
resim: janset evcimen

kuşatılmış işçi sınıfı, dönüşmeden ezilecek
sosyal demokrasi buna yataklık ederken
çıldırmış küçük burjuva seyredecektir

ve zavallı kendini bilmez küçük burjuva
marks dede’nin toplum teorisine göre
sınıflar arasındaki düğüm noktası…ᴥ…
kendi işlerinde kendi güçleriyle çalışan
az üretimle emek sömürmeden geçinen
insancıklar, evleri-barkları, malları-mülkleri
bir de, neye hizmet ettiklerini bilmeden
hizmet sektörüne kan verenler
sigorta-banka-reklam-lojistik-medya
çağrı merkezleri, mağaza zincirleri
satış, pazarlama, bürokrasi elemanları
sermayevletin ücretli teknik kadroları
bunlar üretken olmayan işçi-memurdur
yakaları kirli beyaz, ter lekelidir
okumaya, örgütlenmeye vakit yoktur
komünistlerin dediklerini anlamazlar
onları düşman bilir, sebebini bilmezler

lenin’in geçiş sınıfı dediği küçük burjuvazi
savaşan alt ve üst sınıflar arasında kilittir
anası feodal, babası minik-sermayedar
tutkuları sığ ve basit, tüketince doyuverir
kafa yormadan konuşur duyduğu dili
mülkçüğüne pek bağlı, özlemleri bağnazdır
emekçi bedeni işçi sınıfına yakın ama
bireyci kafasında düzenin devamı şarttır
ne ideolojisi, ne temsili yoktur; var sanır:
anti-kapitalizm soslu iktidar fetişizmi!
proleteryadan burjuvaziye çıkamayan
merdiven mitosunda sıkışmıştır varlığı
iki arada bir derede derin bütün çelişkidir
epey kalabalık, belirsiz ve de sahipsiz
tedirgin, gücetapan lümpenistan

mevcut kadro böyle; tezgâha dönelim:
küçük burjuvazi kademeli olarak çıldırsın
sözümona isyan edip devletine sığınsın
böylece sosyal faşizm meşru kılınsın
budur gramşi ve troçki’nin tespiti

* * *

ilk aşamaya ekonomik kriz bataklık eder
parayı basan tekel için bu çok kolaydır
daha çok basıp değerini düşürürler
sonra mal ve hizmet fiyatları gazlanır
piyasalar durgun, işler kesat, bütçe açık
masraflar, ödemeler, artan vergiler
enflasyon azarken tasarruflar erir
paralar bankada istif, el öpene lütfen borç
dikkat! vâde uzadıkça faiz artacak
ölenin taksiratı ailesine taksitlenir
yasal zemin her daim müsait ve karmaşık
miras hukuku sorgulayacak mecal yoktur

az sevimli, yarı saf, yarı cahil, tam ehil
ve dayatılan dili yutuveren burjuvacık
bîçâre sosyal demokrasilemekte ve
vaziyete “geçim derdi” demektedir
şimdi ezilme sırası emektedir

ücretler düşer, çalışma saatleri artar
bir yandan toplu işten çıkarmalar
hukuk sistemi adâletin yasını tutarken
tekelci sermaye pozisyon alır
hızlanarak yoğunlaşır, karadelik olur
haksız rekabet, vicdansız bankalar
karşılıksız çekler, orospu döviz kuru
ödenemeyen kredi borçları
ceza, faiz, icra, haciz, haraç-mezat
tekelci sermaye acımaz, hatta tatlır
yuttuğu küçük işletmelerden halka yapar
halka dolanan zincirin her halkasında
markalar, markalar, markalar…

herşey vardır da çok pahalıdır
yaşamaya ne güç yeter, ne zaman
bitkin beden, harap ruh, boş bakışlar
her yerde, her zaman ve bedavadır
beyin yıkama yöntemi olarak reklamlar

orta sınıfın balonu sosyal demokrasi
ortada görünmemektedir çünkü
onu giydirdiği elini gizlemiştir sermaye

hak mücadelesine din el koyar
dayanışma gâvurca bir lakırdı
sendikalar masallarda canavardır

küçük burjuva başı-götü dağıtmış
labirentteki peyniri ararken
ekmek arası ahlak yemektedir
bölünmüş, işçi sınıfından uzaklaşmış
gerçek dostunu kaybetmektedir

velhasıl, uygun zemin oluşmuştur
ikinci aşamaya geçilir

* * *

şimdi hep beraber siyasal krize girelim
daha eski deyişle, temsil bunalımına

burjuva terasından mahalle meydanına
indirilmiş truva atları boşalır
sosyal demokratın yorgun maskesi düşer
ve faşist partiler sahnede belirir;
ortak uzmanlıkları örgütlenme olan
sermaye ve devlet birleşmekte
şeytânî plan kusursuz işlemektedir

alt orta sınıf, yaklaşan yılana sarılır
inanır ki sahiplenilmektedir
âdeta saraydır köşkün müştemilâtı
görev ile maaş vazgeçilmez olmuş
sonuna dek korunmalı patronaj
gerekirse göğüs siper edilecek
eylem-grev yapan hain ve düşman
çünkü öyle buyurmuştur velinîmet

zengin ile sömürülen arasındaki
düğümün üstüne düğüm atılır
kilidin yanına silahlı adam dikilir
partiler ve din desteklemekte
onları da devlet desteklemektedir
ne lâzımsa tekel yollar, sağ olsun

burjuvacık yönetici atanmıştır
içmeden sarhoştur çünkü sanki
bir sınıf, bir toplumsal güç olmuştur

kapanın kapanmasına az kalmış
sınıf mücadelesi siyasallaşmıştır
hangi sınıfa ait olduğunu bilmeyen
sırtını sıvazlayana kanacak
ve elinde kalacaktır kapanın

* * *

üçüncü aşama bu esnâda başlamış
bir yandan sinsice yürümektedir
formül buna ‘eşzamanlı’ demektedir

önce hırpalanıp sonra ihyâ edilen
varlığı güç dolarken beyni emilen
kurbanın tek eksiği, ideolojisidir
yoksa sosyal açıdan zaten artık faşisttir
bütün insani değerleri hızla çürümüş
onur ve dürüstlük atbaşı birincidir

vicdanını  gömmüş aklî krizde lümpen
organ misâlidir okşandıkça sertleşen
bambaşka bir kendi olmuş, artık hazırdır
anadilini çıkar hesabına çevirmiş
hep tırnak içinde konuşmakta
huşû içinde dinlemektedir
her yalana kapılacak bu kıvam
yoğrulmayı beklemektedir

düşünmeyip yapan kitle için
boşaltılan her kavramın içi
tam tersiyle hazırdan doldurulur:
“partimiz yani devletimiz yani siz
anti-kapitalist ve anti-emperyalistiz
tamamen tarafsızız, ezilenin dostuyuz
kim başkaldırırsa başını ezeriz
ulusumuzun dini son derece laiktir
sınıfsız milletimiz ırkımızdan ibarettir
hukukumuz seçtiğiniz şefin buyruğu
adâleti allahtan bekleyeceğiz artık
işinizin-gücünüzün teminatı hükümet
barışın bekçisi de şanlı ordumuzdur
aile çok önemli, eğitim bize ait
çok okuyan-bilen düşman ideologdur
bu düzenin motoru bürokrasidir
bizdenseniz korkmayın, torpillisiniz

devletimiz sâyenizde olağanüstüdür
rahatça tapınınız, polis yanınızdadır”

Nicos-Poulantzas
N. Poulantzas (1936-1979): “Gelecek uzun sürer”

* * *

işte bu mevsimin bir pazar günü
kandırılmış kalabalık sandıkta
heveslidir, temsilcisi olacaktır
oysa sandık boynunu kapacaktır
kimse şaşırmasın sakın sonuca
temsil eden, iş ve para verendir
kodamanların hizmetkârlarına
oyu basar ve yakar bütün ülkeyi
itinâyla aldatılmış küçük burjuva

nihâyet iktidardadır faşizm
devlet halkının üstüne kapanırken
tekelci sermaye arkasına yaslanır
dönüşü olmayan nokta geçilmiştir
diktatoryaya hoşgeldiniz!

 

gümüşsuyu, 201⅚

 

not: RED’in şubat 2016’da basılan şimdilik-son sayısında yayınlanan yukarıdaki manzume, yunan marksist siyaset toplumbilimcisi nicos poulantzas‘ın ‘faşizm ve diktatörlük’ (birikim, 1980) adlı kitabından ve özellikle ‘faşizm ve küçük burjuvazi’ başlıklı beşinci bölümden esinlenerek yapmaya çalıştığım derme çatma bir özettir. dilerim eksikler ve hatalar affola. ek olarak; kısa süre içinde okuyup geri getirmem ümidiyle bu kitabı 25 yıl önce bana veren eski dostum süleyman gençel’i de minnetle anarım. kendisi tanıdığım ilk nihilistti; birlikte geçirdiğimiz zamanın hatırı büyüktür.)

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Belki İlginizi Çeker

0 yorum