Olympos Tanrılarının İntiharı

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Siz hiç yaklaşık 400 sayfalık mektup okudunuz mu? Ben okudum. Almanya’ya 89 yılında siyasi sığınmacı olarak yerleşen yazar Haydar Ersöz,  Olympos Tanrılarının İntiharı kitabında, babasına gurbetten mektup yazıyor.

Batı medeniyetlerinden, modernizeme, emperyalizmden, kapitalizme, Marksizmden, liberalizme çok ağır eleştiriler sunarak mektubu çeşitli örnekler ve yaşadıklarından kesitlerle anlatıyor. Sosyal devletin açıklarını, Türk ve Asya halklarının durumlarını Almanlarla kıyaslamaya komünal toplumlardan, peygamberler çağına, sanayi devriminden, paylaşım savaşlarına kadar aktarıyor. Türküler ile bölüm var ki aforizmanın dibi görülmüş…

 

nobelkitap_com_783201975-1989 arası aktif sosyalist hareket içinde yer alan yazarın bu kitabı bütün ideolojilere karşı duruşu ve Türkmen Bektaşi geleneğine dönüşü batı insanın, biliminin, yaşam tarzlarını eleştirerek, insani kamillik, iyilik, insanlık üzerine mektup tarzında işlemiş. Marksizimden kopuşu ve gurbete oluşundan ötürü zannımca, yazarı köklerine inmeye zorlamış. Ben kimim, nerden geldik, nereye gidiyoruzdan esinlenerek ilk çağdan günümüze tanrılaşan insanları babasına somut verilerle aktarmış. Hayatımda bu kadar uzun mektup okumadım. İyi bir deneyim oldu, bir çok bilgi de öğrendim. Kölelerin, asillerin kavgasında saf tuttum, Cengiz Han ile Avrupa’yı işgal ettim. Alman profesörlerin derslerine dinleyici oldum. İmbis denen büfelerde döneri ve onlara has tatlıdan tattım. Hippilerle, tekno müzikseverlerle, sorunlu çocuklar diyerek ergenlerin psikologlara gönderilmelerine tanık oldum. Çok keyifli bir kitap. Yer yer Karl Marks’a laf çakmasa daha iyi olacakmış ama o kadar kusur herkeste olur. Malum yazar bir kopuşta ve bunu güçlü dili ile yazıyor. Neden Marks’a laf atan birinin kitabının kritiğini yaptınız derseniz eğer, edebi, sosyal, siyasal, tarihi yönü ve kurgusu beni cezp etti ki yazar hakaret etmiyor, eleştiriyor. Benim okuduğum bildiğim Marks eleştiriye açıktır ve hoş görür diye düşünüyorum.

Yazarın ilgi alanları çok çeşitlilik arz ediyor. Tasavvuf, antropoloji, tarih, felsefe, sosyaloji bu kadar çeşitlilik olurda ben okumaz ve bunun üzerine yazmaz mıyım. Kara mizahı ve ironisi ağır basan bu eserde Türkmenlerin, Şamanizm’in köklerine inebiliyorsunuz.

Irkçılıktan, oburluğa, teknoloji kullanımından, kadın sorununa, Türk ve Kürt halklarının kökenlerine, Bektaşilik ve Şafiliğe kadar sadece Batı medeniyetleri üzerine yazmamış. İyinin ve kötünün dünyasında yaşama farklı bakış açısı katarak somutlaştırmış.

Ali Baba ve Kırk Haramiler’in hikayesinde neden “açıl susam” dendiğini de öğrenebilirsiniz

Yezidilerin etnik kökenini ve inanışını da… Umulmadık yerlerden, umulmadık konu çıkartan yazarmış Haydar Ersöz. Daha önce hiç kitabını okumamıştım,eksik haneme yazdım bunu…

Kitaptan alıntı yazmamı öğütleyen dostlarım oldu. fakat ben bu tarzı çok doğru bulmuyorum. Eğer elinize geçerse ve okuma imkanı bulursanız, okur kendi meşrebince alıntılasın. Her kitap üzerine yazan insanın bakış açısı aynı olmak zorunda değil. Kitabın konusuna göre iyi bir gut değilim belki ama “yaşasın ölüm yerine yaşasın onurlu yoksunluğum” diyen Abdal soyu olmaya devam edeceğim…

Phoenix yayınlarından 2002 yılında basılmış yaşadığı Miden şehrini, tarihini, cadı diye yakılan kadınları, haçlı seferlerini de es geçmemiş. Bu dolu dolu kitabı bir çırpıda okuyamadım. Soluksuz ve acabası bol şekilde uzun süre elimde kaldı…

 

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Belki İlginizi Çeker

0 yorum