Elbistanlı çakma Fuat Avni

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Çakma Fuat Avni, Furkan Ülgen, Elbistan’da yakalanmış. Şüpheli yapılan sorgusunda, suçunu itiraf edip, işi para karşılığı yaptığını anlatmış. Bu olaydan sonra, kafamda deli sorular dönmeye başladı dostlar. Öncelikle belirtmekte fayda var. Furkan Ülgen isimli şahıs, ya gerçekten derin ilişkileri olan esrarengiz bir şahıs, ya da evden, internet kafeden, kahraman olmak için, meşhur olmak için böyle saçma bir işe girişen meczubun tekidir. Onu şimdilik bilmemiz mümkün değil. Tek bilinen, Ülgen’in ve de ailesinin sıkı bir cemaatçi olduğu. Evinde yapılan aramada, sinyal kesici ve IP numarasının bulunmasını engelleyici cihazlar bulunuyor. Buradan, işini profesyonel yapan bir vatandaş olduğunu sonucuna varabiliriz. Ama profesyonel olsa, yasadışı bir işi evinde neden yapsın ki? Benim kanaatim, bu kişinin profesyonel bir aptal olduğu yönündedir.

Bu konuya neden hassasiyet gösterdiğime gelince…

Evrensel’de 2010’da yayımlanan yazımdan bir kaç gün sonra bir e-posta aldım. Gelen postayı okuduğumda gözlerime inanamadım o an. Bir daha okudum, bir daha okudum. E-postada, Hrant Dink’in öldürüldükten sonra çekilmiş bir fotoğrafı ve seni de böyle yapacağız mealinde ölüm tehdidi içerikli ifadeler yazıyordu. Postanın bir çıktısını aldım ve avukatımla birlikte savcılığın yolunu tuttum. O zaman caps maps işleri yoktu. Vardıysa da biz bilmiyorduk. Sosyal medya vardı ama şimdiki gibi yaygın değildi, insanlar yeni yeni öğreniyordu.

Velhasıl, postayı yollayan kişinin bulunması için adli süreci başlattık. Bu arada biz şikayette bulunduktan bir müddet sonra, bir de cep numarası dadandı. Arayan kişi polis olduğunu söylüyor, acayip sorular soruyordu. Bana e-postayı yollayan kişinin vatandaşlık numarasını, kimlik bilgilerini ve bunun gibi saçma soruları bana soruyordu.

‘’Tehdit eden kişiyi bilmiyorum ki vatandaşlık numarasını nereden bileyim?’’

‘’Kişiyi bulsam bile insanların vatandaşlık numarasına mı bakıyorum ben?’’

‘’Zaten savcılığa şikayet amacımız da, şahsın bulunması için değil mi?’’

‘’Ben senin polis olduğunu nereden bileyim?’

Arayıp, angut sorulan soran numarayı da savcılığa verdik. Arayan kişi gerçekten bir polismiş. Herif ceza meza almadı. Ama bir daha da aramadı. Elbistan’da siyasi partiler olayı kınayan açıklamalar yaptılar. Mesele büyüdü, ulusal basında yer aldı. İngilizce, Almanca, Kürtçe, Fransızca, Ermenice dillerinde haber oldu. Bunlar bildiklerim. Hrant Dink’in AİHM’de görülen davasında bu konu geçti. TİHV’nin yıllık insan hakları raporunda bu olay yazdı. Aradan 5 yıl geçtikten sonra davayla ilgili bir tebligat geldi. Özetle şu yazıyordu ; ‘’E-postayı yollayan isme uyan birini Facebook’tan bulduk, e-postayı kendisinin yazmadığını beyan etti, biz de dosyayı kapattık’’. Böyle önemli bir olaya bu kadar basit ‘’takipsizlik’’ kararı verilmişti. Lütfedip, itiraz süremi de tebligatta yazmışlar. Bu işi, cemaat mi yapmıştı, başkası mı yapmıştı hiç bir zaman öğrenemedim. AKP ve Cemaat denilen iğrenç yapıların hukuksuz işleriyle memleket çalkalanırken benim itiraz edip, engizisyon mahkemelerinden adalet beklememin saçma olacağını düşündüm. Kime neyin itirazını edecektim ki? Velhasılı, dosya kapandı, olay kapandı.

Ve…

Aradan yıllar geçtikten sonra, Elbistan’da bu tip işler yapan birinin bulunması kafamdaki soru işaretlerini daha da artırdı dostlar. Furkan Ülgen denilen bu herif olabilir miydi iğrenç e-postayı yollayan şahıs? Gerçi e-posta bu, her yerden yollanabilir ama herifin suç işleme profiline baktığınızda, bu işlere meyilli biri olarak görülüyor. Her şey bir yana, cevaplarını merak ettiğim veya cevaplanması gereken bazı sorular var;

1- 2010 yılındaki aşağılık e postayı yollayan kişi, yakalanan Fuat Ülgen midir?

2- Bu herif, ne zamandan beri bu işleri yapmaktadır?

3- Belki de en önemli soru, bu kişi para karşılığı yaptığı bu iş için, kimden veya kimlerden para almaktadır/almıştır?

4- Bu vatandaşa neden şimdiye kadar dokunulmadı da, işin ucu diktatör bozuntusuna dokununca IP numarasına anında ulaşıldı.

Şimdi, REDaktif’deki köşemden bir çağrı yapıyorum, yazdıklarımı ihbar kabul edip araştıracak savcı varsa memlekette bi zahmet bu mevzuyu incelemeye alıversinler. Peşinen söyleyeyim, en az 5 yıl sürecekse de hiç zahmet etmesinler.

Demokrasi Mitingleri ve Şaşkın Ördekler

Günlerdir ‘’demokrasi’’ adına meydanlarda toplanan, sarıklı, çarşaflı, sakallı, cübbeli tuhaf tiplerin görüntülerini hep birlikte izliyoruz. Hani şu diktatörün, ‘’gideceğimiz yere kadar bineriz’’ dediği demokrasi treni var ya, işte o tren giderken, arkasından bakmakla yetinen düşman başına muhalefet de, ‘’demokrasi’’ mitinglerine altlık olmayı sürdürüyor. Malum şahsın gideceği yere ramak kalmışken kabul edelim, memlekette gündemi muhalefet değil, diktatör bozuntusu belirliyor. Muhalefete düşen de, IŞİD sponsoru acar demokratların peşine yavru ördek gibi takılmak. 15 yıldır, memleketin temeline dinamit koyulup genleriyle oynanırken, karşı devrim sindire sindire bütün yakıcılığıyla üzerimize çöreklenirken yapılmayan şey, işin ucu diktatöre dokunacağı zaman yapılıyor. Hakikat gün gibi ortada. Bu mitingler demokrasi mitingleri değil, diktatörün genital bölgesini sağlama alma mitingleridir. Muhalefet de bunu bal gibi biliyor. Kimse kimseye ‘’demokrasi’’ yalanları söylemeye kalkmasın. Üç partinin katılımıyla gerçekleşen demokrasi mitinginde idam da konuşuldu, 2023 zırvaları da. Sahi nedir bu her fırsatta dile getirilen 2023 söylemleri? Neden 2021 değil, 2025 değil ille de 2023? Aklıma gelen sizin de aklınıza geldi mi? İşte bunlar hep demokrasi. Gezi’de ‘’emri ben verdim’’ diyerek işlediği cinayetleri itiraf eden bir katilden hesap soracağını söyleyen ‘’ördekler’’ de koroya ses verdi. Vak vak vak. Kökünüz birden, alın ihtiyaç fazlası demokrasinizi başınıza çalın. Gülsüm Elvan’ın yüzüne bakamayacaksınız.

Şaşkın ördekleri kandırabilirsiniz ama bizi asla kandıramayacaksınız.

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Belki İlginizi Çeker

0 yorum