Memleket!

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Dün akşam REDaktif’deki haftalık yazım için, klavyenin başına geçtim. Bazı anlar oluyor ki, insanın nutku tutuluyor dostlar. Kafamda dolaşan o kadar çok konu içerisinden yazacak tek kelime gelmiyor aklıma. Ellerim kilitleniyor, hükmedemiyorum sanki. Antep’te ölen insanları düşünüyorum, Ankara’da ölenleri, Soma’da, İstanbul’da, Suruç’ta.… Öylece yarım saat boş monitöre dalıp gittikten sonra eşimin odaya girmesiyle birden irkildim. Sonra kapattım bilgisayarı, laf aramızda soğuk bir bira açtım ve düşünceler deryasına bıraktım kendimi. Yazı yine gecikti gecikmeye ya dostlarımın affına sığınırım. Keşke  her şey bu kadar masum olsa.

Bilirsiniz dostlar, en güzel denizler bizim denizlerimizdir. En güzel rüzgarlar bizim rüzgarlarımızdır. Ilık ılık esen yelde yapraklar en güzel bizim memlekette hışırdar. En güzel insanlar bizim memleketlerde yetişir. O memleketten uzak kalanlar rakı içer, şiir yazar üstüne. Türküler söyler, hasret çeker. Bu hasret, kanser eder, verem eder insanı. Kendimden de bilirim, zordur memleket hasreti. Hele ki memleket yangın yerine dönmüşse, daha da çekilmez haldedir vaziyet.

Yılmaz Güney, “Adana şu günlerde ne güzeldir, ne yoğundur kim bilir. Pamuk tarlaları, kamyonlar, traktörler, fabrika önleri, köylüler ve serin yazlık sinema bahçeleri… Orada da serinlik tatlı bir ürperti olmaya başlamıştır geceleri. Şimdi Adana’yı özlüyorum…” diye yazar mektubunda.

Nazım Hikmet’e, “Ölürsem, Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni” diye yazdıran da bu özlemdir. Ahmet Kaya’ya, “Ya beni sararsa memleket hasreti” diye türkü söyleten, bu hasrettir. Solcu böyle sever memleketi dostlar. Hasretinden kanser olacak kadar, uğruna darağacına gidecek kadar. Babacığımın bir lafını tekrar paylaşmak isterim yeri gelmişken ; “Sağcılar bir çiftçinin ineğini sevdiği gibi memleketi sever, çünkü ondan fayda bekler. İşi bitince keser. Solcular ise bir annenin evladını sevdiği gibi.” Demem odur ki, Amerikan filosunu denize dökenler, “tam bağımsız Türkiye” sloganlarıyla ölüme gidenler memleketi gerçek sevenlerdir. Hiç bilmedikleri bir köye okul yapmaya gidenler, memleketi gerçek sevenlerdir. “Erleri çekin, rütbeliler gelsin” diyenler memleketi gerçek sevenlerdir.

Ve bugün…

Çok karanlık bir dönemden geçiyoruz. 60 yıldır, dincilik ve ırkçılık gazını yoksul millete kakalayarak, yalandan, talandan, işbirlikçilikten, ranttan beslenen memleket sağı ise açık söylüyorum, işgal kuvvetlerinin bile veremediği zararı vermiştir bu ülkeye dostlar. Demokrasi adına, insan hakları adına, kültür ve sanat adına bir tek dikili ağaçları yoktur. Torunları yaşlarındaki gençleri birbirine kırdırmaktan beslenirler. Kan emerler. Bütün dertleri davaları paradır para. Yeri geldiğinde, memleketi sattıkları gibi birbirilerini de satarlar. Yaşanan kepazelikleri hep birlikte izliyoruz malumunuz. İtirafçı olup nasıl birbirlerini gammazladıklarını görüyoruz. Bugün gelinen noktada, memleket sağı tarihinde olmadığı kadar pervasız, tarihinde olmadığı kadar kalleş dönemlerini AKP iktidarlarıyla yaşamaktadır. Bizlerin, üzerine şiirler yazdığı, türküler söylediği memleket, bunların güçlenmesiyle birlikte ajanlar, silah tüccarları, pezevenkler ve canlı bombaların kol gezdiği, toplu mezarlıklara dönüşen bir coğrafya haline gelmiştir. Şu haliyle, tablo çok karamsar bir durumdadır. Kurtuluş demokrat, laik, ilerici güçlerin birliğinden, kısacası ‘’memleketi gerçek seven’’ güzel insanların birlik olmasından geçer dostlarım. Bunun üzerine yazılacak başka bir reçete bilmiyorum.

 

XOF (Ürperti)

Yönetmen arkadaşım Mutlu Şahin’in Güneydoğu’da geçen bir işkence hikayesini anlata kısa filmi XOF (ürperti) gösterimdedir dostlar. Mutlu yine güzel bir çalışmaya imza atmış, izlemenizi öneririm.

14081485_10154478932754549_2080864597_n

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Belki İlginizi Çeker

0 yorum