CHE’nin hayatı: İnsanlığın kurtuluşu için savaş

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Türkiye’de hasbelkader Meclis Başkanı olmuş ve fazla okumamış bir adamın dil uzatmaya cüret ettiği ‘CHE’yi, yani ‘DOST’u tanıyalım… Yaşamını insanlığın kurtuluşuna adayan büyük komutan… Asıl adı Ernesto Guevera de la Serna… 14 Haziran 1928’de, Arjantin’de, Rosario de la Fe’de Katolik bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası mimar annesi ev kadınıydı. İlk astım krizini iki yaşında geçirdi. Doktorların hava değişimi önermesi üzerine, ailesiyle Altagracia’ya taşındılar.

Astım nedeniyle okula gidemeyen Che’nin eğitimini çoğunlukla annesi üstlendi. Liseden sonra 17 yaşında tıp fakültesine kaydını yaptırdı. Bir yandan okurken, bir yandan da hastabakıcı olarak çalışıyordu.

1951’de, Alberto Granado birlikte ilk Latin Amerika gezisine çıktı, önce Şili’ye sonra Peru’ya oradan da Kolombiya’ya gittiler. Che’nin hastalığı sık sık tekrarlıyordu. Çeşitli araçlarla seyahatlerini sürdürdüler. 1952’nin Temmuz’unda Alberto’dan ayrıldı ve uzun uğraşlar sonucu Arjantin’e dönebildi. 1953’te de diplomasını alarak tıp doktoru unvanını kazandı.

İLK TANIŞMALAR

Aynı yılın yaz ayında Carlos Ferrer ile ikinci Latin Amerika yolculuğuna çıktı. Siyasi bilinci artık daha da olgunlaşmıştı. Halk kitlelerinin olağanüstü yoksulluğuna tanık olması, onu sosyalist çözümler aramaya yöneltti. Latin Amerika’nın ayrı uluslardan oluşan bir coğrafya değil, kültürel ve ekonomik bir bütün olduğunu ve kurtuluşunun kıta çapında bir strateji gerektirdiğini düşünmeye başladı. Kostarika ve Nikaragua’dan sonra Guatemala’ya gitti. Sürgünde yaşayan Perulu Hilda Gadea ile burada tanışıp evlendi, Kübalı göçmen gruplarla da ilk burada karşılaştı. Guatemala Komünist Partisi’nde sendika doktoru olarak çalışmaya başladı. Che lakabını da Guatemala’da aldı. 1954’te Salvador’a gidip döndü. Bu arada Guatemala’da darbe oldu ve Jacobo Arbenz’in ilerici yönetimi CIA’in düzenlediği bir darbeyle sona erdi; arkadaşlarıyla beraber Arjantin elçiliğine sığındılar. Bu olay üzerine, ABD’nin Latin Amerika’da ilerici hükümetlere izin vermeyeceğine ve tek seçeneğin bütün Latin Amerika’ya yayılan silahlı mücadele yürütmek olduğuna ikna oldu ve eylül sonunda Hilda’yla birlikte Mexico City’ye geçti.

TUTUKLANMA VE YOLA ÇIKIŞ

1955 yazında Fidel Castro’yla tanıştı, ve uzun tartışmalardan sonra beraber hareket etme kararı aldılar. Mart 1956’da ilk çocuğu Hildita dünyaya geldi. Haziranda yeraltı faaliyetlerinden ötürü Castro ve arkadaşlarıyla beraber tutuklandı, ancak iki açlık grevi sonrasında salıverildiler.

24 Kasım 1956 gecesi, aralarında Che’nin de olduğu 82 kişi, silahlarıyla birlikte, Granma gemisiyle Meksika’dan Küba’ya doğru denize açıldı. 2 Aralık’ta Granma, Balic’te karaya oturdu. Kıyıya ulaşmaya çalışan gruba, gelişlerinden haberdar olan Küba diktatörü Batista’nın askerleri saldırdı. Çarpışmada ağır kayıplar verdiler. 21 Aralık’ta Sierra Maestra dağlarında bir araya gelerek çekirdek kadroyu burada oluşturdular.

İLK ZAFER

17 Ocak 1957’de La Plata kışlasına düzenledikleri saldırıyla ilk zaferlerini kazandılar. CBS televizyonu ve Time dergisinden muhabirlerle röportajlar yaparak dünyanın onlardan haberdar olmasını sağladılar. Sayıları da giderek arttı. 1959 başında başkent Havana’yı ele geçirerek devrimi gerçekleştirdiler. Haziran 1959’da Che, Sierra Maestra Dağları’nda beraber savaştığı Aleide Marts’la evlendi, bu evlilikten dört çocuğu oldu. Devrimden sonra Küba elçisi olarak Mısır’a, Japonya’ya, Seylan’a, Fas’a, Yugoslavya’ya gitti. Önce Tarımda Reform Enstitüsü’nün, sonra da Ulusal Banka’nın başkanlığına atandı.

1961 Şubat’ında ise Endüstri Bakanı oldu. Sovyetler Birliği’nden Cezayir’e, Çin’den ABD’ye, Kongo’dan Mali’ye, konuşmalar ve anlaşmalar yapmak üzere seyahat etti. 1965 Mart’ında son kez Küba’da görüldü. Nisan’da gizlice Kongo’ya gitti, ülkedeki iç savaşta Kübalı gerillalar ile birlikte, Patrice Lumumba’nın örgütlenmesine yardımcı oldu. 10 Ekim 1965’te Fidel Castro, Che’nin veda mektubunu Küba halkına okudu.

VE BOLİVYA…

3 Kasım 1966’da, Adolfo Mena Gonzales adıyla rejimi devirmek için Bolivya’ya girdi. Gerillalar arasındaki adı Ramon’du. Mart 1967’de Bolivya birlikleriyle çatışmalar başladı. 8 Ekim’de 1.500 hükümet askeri tarafından El Yuro vadisinde kuşatıldı. Ayaklarından vuruldu ve esir düştü. Higeruas’ta bir okul binasına götürüldü. Ertesi gün, çavuş Mario Teran tarafından makineli tüfekle taranarak öldürüldü. Cesedi teşhir edildi…

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Belki İlginizi Çeker

0 yorum