AKP’nin Karşı-Darbesi ve Yeni YetmezAmaEvetçiler

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Türkiye tarihinin son 15 yılı hem toplumsal bir yozlaşma ve karşıdevrim sürecine, hem de AKP iktidarıyla girilen ahlaksız ilişkiler dönemine işaret ediyor. Malum, yıllardır Hrant Dink cinayetinin büyük bir tasfiye harekatı için ‘başlama vuruşu’ yapıldığını, Ergenekon, Balyoz, Devrimci Karargah gibi düzmece davalar için bahane olarak kullanıldığını söyledik durduk. Bütün işaretler, Hrant Dink ve ona öngelen ya da takip eden diğer bazı suikastların CIA kontrolünde Fethullahçı örgütlenme tarafından yapıldığını gösteriyordu. Bunları bahane yapan AKP-Cemaat koalisyonu başta ordu olmak üzere tüm bürokraside kendilerine biat etmeyen subay ve bürokratları tasfiye etti.

Bugünden geriye baktığımızda, her alanda Fethullahçıların önünün açıldığı, özellikle ordudaki Fethullahçı subayların bu tasfiye sayesinde hızla kritik yerlere geldiği görülüyor. Ne var ki, konuyu farklı bir açıdan ele almak istiyorum…

Tüm bu süreçte iktidardaki AKP-Cemaat koalisyonuna yancılık yapan, onların her hareketini destekleyen, Kürt hareketiyle ‘siyasal İslam’ı buluşturmak için çabalayan bir akım vardı: ‘Sol liberaller’ diye tanımlanan omurgasız topluluk… Bu topluluk, Türkiye’de yaşanan bütün musibetin kaynağını ‘Kemalizm’ olarak tarif ediyor, şeriatçıların özlem ve hamlelerini ‘demokrasi’ adına kutsuyor, yasal ve anayasal olarak diktatörlüğün önünü açacak –referandum gibi- uygulamalarda iktidarın yanında saf tutuyordu. Aslında ABD emperyalizminin ideolojik ‘5. Kol’u olma görevini üstlenmişlerdi. Emperyalist fonlar üzerinden desteklendiklerini belirterek, aslında hiç de masum olmadıklarını vurgulamak gerekir…

Ve sonra iktidardaki koalisyon çatladı. Bu sol liberallerin çoğu Fethullahçılara yanaştı. Neticede ABD esas olarak kendini ‘Cemaat’le temsil ediyordu ve ‘sol’ liberallerin kıblesi Washington’du. Melih Altınok gibi akıl sır almaz karakterdeki bir kısmı ise iktidardaki AKP’ye kapılandı. Bunlar tam olarak parayı takip etti…

Darbe girişimiyle beraber pek çoğu Cemaat’in peşinde dolaşan ‘sol’ liberaller bütün varlık sebeplerini kaybetti. Onlara göre Kemalistler darbe yapacaktı, iktidar ve Cemaat Kemalist tehdit altındaydı, demokrasi adına Abant Platformu’ndan Zaman sayfalarına her yerde boy gösterilmeliydi… Falan… Bir gecede, uzun süredir ayyuka çıkmış ahmaklıkları tescillenmiş oldu. Bu ahmaklığın en uç noktası, içlerine Fethullahçı ajanları da dahil ettikleri tescillenen DSİP çevresinden Roni Margulies’in, “darbecilerin ana gövdesi 1960’tan beri iyi tanıdığımız klasik Kemalist, ‘laik’, halk düşmanı subaylardı. Hükümetin sadece FETÖ’ye odaklanması beni kaygılandırıyor. Kemalistler, Ergenekoncular, hakiki darbeciler aklanmış oluyor çünkü” sözleriydi…

Neyse…

Bugün ‘sol’ liberaller şaşkın tavuk gibi oradan oraya koşuşturup Fethullahçılarla tuttukları işleri unutturmaya çabalarken, iktidar yancılığı işini bir kısım ‘sol’ milliyetçi üstlenmiş görünüyor. Evet, Türkiye’nin görmüş olduğu en gerici iktidarını neredeyse 15 yıldır kendisine ‘sosyalist’ sıfatını yakıştıran iki ayrı ucun destekliyor olması akıllara durgunluk veriyor ama gerçekliğimiz bu. ‘Sol’ milliyetçilerin iflah olmaz biçimde gerici müttefik arayan ismi Doğu Perinçek, iktidarı bir ‘milli hükümet’ olarak tarif edip, kendi Avrasyacı siyasetlerine yaklaştığı hayaline kapılıyor. Böylelikle Kemalist çevrelerden iktidara bir payanda yaratmaya çabalıyor.

İktidardaki Tayyip pragmatizmi ise bir yandan AKP Genel Merkezi’ne dev Mustafa Kemal posteri asarken, bir yandan da KaçAk Saray camisinde zikir ayini düzenliyor ve her dönemde kendine kullanışlı aptallar bulmanın keyfini yaşıyor…

İster liberal, ister milliyetçi, aslında her dönemin farklı ‘sol’ kullanışlı aptallarının temel ve yöntemsel bir yanılgısı var: Her siyasi gelişmeyi üstyapısal ele alıp bunun sınıfsal içeriğini göz ardı ediyorlar. Israrla AKP’nin bir karşı-darbe örgütlediğini, bunun siyasal bir karşı-devrime zemin hazırladığını, işçi sınıfını yurttaşlıktan çıkarıp kullaştıracak tarihsel bir hamleyle karşı karşıya olduğumuzu vurguluyoruz.

Bu durumda yapılması gereken nedir?

CHP’ye oy veren geniş bir kesimin, HDP’ye oy veren Kürt halkının, öncü işçilerin ve sosyalist solun geniş bir eylem birliğini yaratmalıyız. Sınıfa saldırıyı ve gericiliği durdurmanın başka yolu yok. Oysa ‘sol’ liberaller ağızlarını açtıklarında Kemalizme söverek, Kürt halkına esas düşman olarak Kemalizmi işaret ederek ‘siyasal İslam’ın temel tezlerini besliyorlar. ‘Sol’ milliyetçiler ise Kürt düşmanlığının şampiyonluğunu yaparak ülkede yaşayan nüfusun temellerine dinamit döşüyorlar. Bu ikili basınç altında kazanan KaçAk Saray iktidarı ve karşıdevrim oluyor. Kaybeden ise işçi sınıfı ve yoksullar…

Sol devrimcilik bu ikili basıncı göğüsleyerek, mücadeleyi sınıf hattından gericiliğe karşı kurgulayabilmek zorundadır. Kendi ideolojik çekim alanını yaratmalıdır.

Zor bir görev olduğu kesin. Ama başka alternatif yok…

  • RED e-bülten’den…
Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Belki İlginizi Çeker

0 yorum