“Bok nöbeti kimde?..”

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Okumadan evvel okura not: Bu yazı, aslında 2012’nin Ocak ayına ait… Yazının yazılmasına neden olan iki acayip karakterden adı ‘Nagehan’ olanın Che Guevara ile ilgili çıkışı ve sarf ettiği saçmalıklar üzerine yazılmıştı… Daha büyük Haziran direnişi henüz gerçekleşmemiş; Nagehan’ın kocası ROK, direnişçilere bok atmak için, “Çadırlarda prezervatifler var” dememişti. 17-25 Aralık yolsuzlukları henüz patlamamış ve yine aynı ROK, “Zekeriya Öz’ün Bakın buradan söylüyorum; bu memlekette bir gün Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’ün heykeli dikilecektir” diye ahkam kesmemişti. Che’ye bok atma meselesine gelirsek, aynı dün olduğu gibi, bugün de sözde ‘kahraman’lar, sosyalizme sövmek adına enternasyonalist devrimci Che’ye bok atmaktan geri durmuyor. Bu nedenle, yazının başlığındaki sorunun güncel cevabını hepiniz çok iyi biliyorsunuz…

 

“Bok nöbeti kimde?..”

Bu soru başlığı bana ait değil. Hatırlayanlar mutlaka olacaktır, usta komedyen Kemal Sunal’ın ‘Köşeyi Dönen Adam’ filminin televizyonlardaki gösteriminde ‘makaslandığı haliyle’ son repliği bu soru… Amcasından kendisine miras kalan Amerikan eşeği ‘Mister Dörtnal’ın altın sıçması için beklenen trajikomik olaylar üzerinden öykülenmiş 1978 yapımı film, 33 yıl sonra bugün bile çok güzel bir Türkiye fotoğrafı aslına bakarsanız… Filmin ‘makaslanmış’ hali dedim çünkü sansürsüz olan özgün kayıtta film, “İşçi Sınıfı Partisine Özgürlük!..” sloganları eşliğinde okunan 1 Mayıs marşıyla finali yapıyor. Hiç şüphe yok ki, burjuva medyası bu sahneleri ‘kafa bulandırabilir’ teşhisiyle sansürlemiş ve gerçekleri olduğu gibi göstermekten korkmuş ve her zamanki en iyi işi yapıp gerçek olanı saptırmıştır.

Aslında, çok şeylerin değiştiği o günlerden günümüze bazı şeylerin de hiç değişmediğini görüyoruz. Sola duyulan nefretin hiç azalmadan devam ettiğini mesela… CNN Türk’te yayınlanan ‘Dört Bir Taraf’ (ismi de pek bir manidar hani…)  programında Nagehan Alçı isimli ‘gasteci’, Enver Aysever’le tartışmasında ve dahi yazdığı köşesinde sola olan nefretini kusuverdi. “Solun zavallı bir noktada olmasını sağlayan putlaştırma”ymış, “katillere diktatörlere kahraman payesi vermek”miş falan diye üfürürken “Che bir barbardı, yamyamdı. Fidel Castro da aynı şekilde…” dediği anda sevgili ‘Mister Dörtnal’ı saygıyla andım bir kez daha… Che hakkında zerre kadar bilgisi olmadan ona dil uzatan, beyin iğfaline uğramış bu zavallıcıklar, Libya’da Kaddafi’nin linç edilmesini ‘devrim’den sayabiliyorlar zira… Ama ne mutlu bize ki ‘devrim’i ve devrim dediğimizde akla gelen ilk isimlerden biri olan tüm dünya halklarının bağımsızlık mücadelesinin simgesi Che’yi bir ‘tişört ikonu’ zanneden onun gibilerden öğrenecek değiliz!.. Sunay Akın’ın dediği gibi, “Onlar ABC’yi öğrettiler, Che’yi biz öğrendik.”

taraf1İddia ediyorum ki, BirGün yazarı Melih Pekdemir’in bir yazısında kaleme aldığı şu satırlar, beyni ‘alçı’ya alınmış kendini gazeteciden sayan zavallıların düştüğü duruma ‘cuk’ diye oturmazsa ben de Mister Dörtnal olmaya razıyım:

“…AKP’nin her eylediğini anti militarist havalarda temize çıkarmaya çalışan birer dezenformasyon görevlisi olarak şöhret ve para kazandılar. Kalemlerini şu ülkenin muhaliflerini nefret söylemi ile katletmek için kullandılar. Çünkü bunlar ve benzerleri gazeteciliği filan değil muktedir gübresi olmayı tercih ettiler.” (Sehven demokrasi ya da hakikaten Soner, Melih Pekdemir, BirGün 21.02.2011 http://www.birgun.net/haber-detay/sehven-demokrasi-ya-da-hakikaten-soner-14971.html)

Alçı’nın bu sözlerine karşılık vermeye tenezzül etmek ve de Che’nin ne olup olmadığını ispatlamayla uğraşmak yerine bazı örneklendirmeler yapmak daha yerinde olacaktır. Bilmeyenler için yazalım, Akşam’da yazan Alçı’nın kocası, şimdinin Takvim’de yazanı Rasim Ozan Kütahyalı. O da kim derseniz, ödül heveslisi Ahmet Altan ‘Taraf’ından bizzat Deniz Gezmiş’e küfredip onu ittihatçılıkla ve provokatörlükle yaftaladığı gün, kendisine köşe tahsis edilerek ödüllendirilmiş biri. Sola küfretmeyi kimden öğrendiği de açıkça anlaşılıyor Alçı’nın. “Kılavuzu karga olanın” diyelim, gerisi kısa yoldan ‘köşeyi dönen adam’ olmak isteyen eşeklerin marifeti olsun…

250 güne yaklaşan tutukluluk süresi devam eden Ahmet Şık ve Nedim Şener için “Bu tutuklamaların hukuki olmadığını söylemeyi ‘psikolojik harp taktiği’ olarak görüyorum” diyerek ciddi ciddi saçmalarken, aynı zatı Samanyolu TV’de yayınlanan yemek programında hamur açarken ve canlı yayına bağlanan kocası ROK ile flört etmenin Türk toplumunda neye karşılık gelip gelmediğini tartışırken de görebilirsiniz… Mühim meseleler üzerine ‘ciddi’ yazılar yazan Alçı’nın tam da bu yazısı üzerine eleştirildiği sırada, Petek Dinçöz’ün ‘Arım Balım Peteğim’ programında – tabii ki yine müstakbel eşiyle beraber – “Yanındaki adam başka bir kadına bakarsa ne yaparsın?” sorusuna cevap arıyorlar. “Bu da ironik bir şey, Özal’ın şarkısıydı bu ve Özal’ın çocukları birbirini ağırlıyor yani orada” demişti Ece Temelkuran…

Yine bu muhteşem ikili, Cüneyt Özdemir’in 5N1K’sına konuk olmuştu. Alçı, eşinin Survivor’a katılıp katılmaması konusunda görüş bildirmiş “Ben biraz bu konularda herhalde daha muhafazakârım” dedikten sonra da “Ben de yarın striptiz yarışmasına katılmak istiyorum o zaman” demişti. Şu muhafazakârlığın da gelin hep beraber gözünü sevelim!.. Aynı programda hayatın siyasetten ibaret olmadığını iddia eden Rasim Ozan, zamanında Helin Avşar’la bir dergi röportajı için pek de ‘muhafazakâr’ olarak niteleyemeyeceğimiz pozlar vermişti ve ‘Her Taraf bok kokuyor’ manşetli dergimizin de kapağını süslemişti eksik olmasın…

Tabii, sola nefretinin izinde yürüyenler sadece bu ‘yeni yetme’ ikiliden ibaret değil elbet. AKP’nin orduyu tavsiyesi planında apar topar çıkartılan, Ergenekon ve Balyoz operasyonları kapsamında anti –militarist takılan Taraf’ın Ahmet Altan başta olmak üzere ‘eski solcu’ Murat Belge, ‘yetmez ama evet’çilerin başını çeken Roni Margulies, ‘ailecek fanatik ANAPlı’ Yıldray Oğur gibileri ve illa ki ezeli ve ebedi sol ve sosyalizm düşmanları ‘öpülmeye pek meraklı’ Engin Ardıç ve onun tek yumurta ikizi Emre Aköz’ü de saymazsak kendilerine çok ayıp etmiş oluruz…

Cevval muhafazakâr Alçı, namus cinayeti adı altında her gün artarak süren kadınların öldürülmesine veya kadına tecavüzü hak ve müstahak olarak görüp tecavüzcüsüyle evlenmesini çözüm diye karara bağlayan HSYK’ya dair tek kelime yazamaz, tek bir laf dahi söylemeyi tercih etmezken, bize köşesinden ve ekranlardan sol ve devrim dersleri vermeye yelteniyor. Yine bir yazısında demiş ki, “… O yüzden hiçbir zaman bu ‘işlevsiz ve içi boş solculuk oyunu’nun bir parçası olmadım. Özgürlük, adalet, insan hakları, demokrasi, barış, hakkaniyet ve yoksullukla mücadele gibi liberal değerlere (!) tüm kalbimle inandım.” Solun özgürlükleri kısıtladığını ileri süren liberal değer Alçı’nın, birkaç hafta önce de yine Aysever’e “Sen Nusayri kökenlisin Alevi’sin ya o yüzden…” dediğini de hatırlattıktan sonra ister gülelim ister ‘yorumsuz’ deyip geçelim… Che’ye ettiği lafa dair Jose Marti Küba Dostluk Derneği de ‘İnsanlık seni hatırlamayacak’ başlıklı bir bildiri yayınladı. (Okumanız dileğiyle… http://haber.sol.org.tr/soldakiler/kuba-dostlarindan-nagehan-alciya-insanlik-seni-hatirlamayacak-haberi-47659)

En son olarak da Van Erciş’te yaşanan deprem felaketine ilişkin Kürt halkına kusulan nefretin bir anlık medyatik hevesle önemli bir parçası haline geliveren ve bir anda yeniden meşhur oluveren ‘meçhul’ magazinci Müge Anlı’ya köşesinden çatmış. Ahmet Kaya’yı ’99 yılında MGD gecesindeki yaptığı konuşmadan dolayı yuhalayanların başını çekenler arasında Müge Anlı’nın olduğunu yazmış, doğrudur. Doğrudur da eksik olsunlar… Ahmet Kaya’nın onun gibiler tarafından bırakın savunulması ihtiyacını, ağızlarına sakız edip adının kirletilmesine de asla izin vermeyiz! Çünkü Ahmet Kaya’nın da Che’nin de Deniz Gezmiş’in ve tüm devrimcilerin de safı dün olduğu gibi bugün de  alabildiğine nettir, şüphesiz ki Onlar bizimledir!.. Haddini bilmeden aşan Alçı’ya son söz olarak yazıyı Sunay Akın’ın Dr. Che isimli şiiriyle noktalayalım: “Dünya böylesine güzel olur muydu yine?.. Diplomasını çerçeveleyip para kazanma derdine düşseydi Dr. Che, yüreğini dağlara asmak yerine…”

Ha bu arada unutmadan, “bok nöbeti kimde?..”

İlgili yazı ve haberler:

Kanalizasyon kapatıldı ama… Ya içindekiler?..

https://redaktif.com/2016/07/28/kanalizasyon-kapatildi-ama-ya-icindekiler/

Nagehan, İsmail Saymaz’ı da delirtti

http://redaktif.com/2016/09/10/nagehan-ismail-saymazi-da-delirtti-video/

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Belki İlginizi Çeker

0 yorum