Darbe girişimini “Allah’ın bir lütfu” olarak gördüler, emekçilere saldırıyorlar!

soma-maden-iscisinin-mektubu_7446853-8906_640x360
  • ALİ ÇERÇİ

24 Ocak Kararlarıyla başlayan ve yıllardır neo-liberal sağcı iktidarlar tarafından sürdürülen ülke kaynaklarının, emekçilerin hakları ve birikimlerinin peşkeş çekilmesi sürecinde son düzlüğe girdik.

“Devletin malı deniz, yemeyen domuz” diyerek beslenen ve büyüyenlerin iktidarında deniz neredeyse bitti. İktisadi değeri yüksek olan neredeyse bütün Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) özelleştirildi, emekçilerin onlarca yıllık mücadeleleriyle kazandığı hakları budana budana yok hükmüne getirildi. Geriye kalanlar da şimdi hedefte.

Özal’la başlayan 36 yıllık sürecin ürünü olan üretime değil tüketime odaklı, birikime değil borçlanmaya dayanan ve sürekli yabancı sermaye akışı olmaksızın ayakta kalamayacak kadar zayıf ekonomi hem AKP’nin köşeye sıkışmışlığı hem de kapitalizmin iç dalgalanmaları nedeniyle sonunda tıkanıp kaldı. Burjuvaziye yeni bir “kan” lazımdı; yeni özelleştirmeler, yeni emek düşmanı yasalar ve yeni dalavereler lazımdı. Sermayeden onaylar alınmıştı, yasa tasarıları hazırlanmış ve jet hızıyla komisyonlardan geçiyordu. Geriye önce Meclis’e, ardından da topluma bu yeni dayatmaları benimsetmek kalmıştı.

Derken “Allah’ın lütfu” 15 Temmuz Darbe Girişimi yetişti. Normal şartlarda yasalardan her birini hayata geçirmek için türlü türlü alicengiz oyunları çevirecek olan AKP iktidarı şimdi OHAL şartlarını, Kanun Hükmünde Kararnameleri (KHK) ve yakaladığı “kutsal mutabakat” zeminini bu ülkenin emekçilerinin alınterine, birikimine ve geleceğine yönelik büyük bir saldırıda kullanıyor.

İlk önce emekçilerin ücretinin bir kısmına el koyarak banka kasalarına dolduracak olan zorunlu bireysel emeklilik sistemi (BES), ardından da işsizlik fonu ve bireysel emeklilik fonunda birikecek emekçilerin parasıyla var olacak olan Varlık Fonu yasaları jet hızıyla yasalaşarak yürürlüğe konuldu. İşçi sınıfını kendi yurdunda ikinci hatta üçüncü sınıf yurttaş durumuna düşürmeye hazır uluslararası işgücü kanunu onaylandı. Burjuvazi için de bir güzellik yapılması elbette unutulmadı, “Varlık Barışı” adı altında yeni bir kara para aklama yasası da onaylandı. Tüm bunlarla yetinmeyen iktidar basında genişçe yer alan “olağanüstü özelleştirme programı”nı da yaşama geçirmek istese de, tepkiler üzerine şimdilik kenarda tutuyor.

VARLIK FONU KİMİN FONU?

AKP iktidarı karşı karşıya olduğu siyasal ve ekonomik sarsıntılar sonucu uluslararası anlaşmalarla, vaatlerle inşasına memur olduğu “mega projeler”e maddi kaynak bulamıyor. Bugüne dek benzeri projeleri “yap-işlet-devret” modeliyle kamu-özel ortaklığıyla inşa eden iktidar artık kaynak sağlayamıyor. İhaleleri kapan yandaş firmalar ödenek, maddi kaynak için çalmadık kapı bırakmadı fakat daha fazla “çılgın proje” borcu veren yok. İşte temel olarak bu sorunu çözmek, ekonomik sıkışmışlığı aşmak hedefiyle AKP kendisi için her türlü denetimden uzak olacak bir “İkinci Hazine” kuruyor.

Ulusal Varlık Fonu Nedir?: Ulusal Varlık Fonları üretimi, ihracatı çok yüksek olan veya enerji ve hammadde kaynakları çok zengin olan, dolayısıyla dış borcu bulunmadığı gibi sürekli bütçe fazlası veren ülkelerin kullandığı bir devlet merkezli yatırım biçimidir. Ellerindeki fazla parayı ekonomik sarsıntılara karşı ülke ekonomisini koruyabilmek amacıyla uluslararası piyasalarda değerlendiriyorlar. Esas olarak körfez ülkeleri gibi petrol zengini ülkeler ve Uzakdoğu’daki ticari merkez olmuş ülkelerin uyguladığı ve yararlılığı tartışmalı bir yatırım biçimi.

Yani ithalat-ihracat dengesi tepetaklak olmuş, borç içinde yüzen, bütçesi kevgire dönmüş, üretim kapasitesi düşük ve doğal kaynakları çok da geniş olmayan Türkiye’nin yukarıda anlatılan tabloyla bir ilgisi olmadığı açık. O halde Varlık Fonu değirmeninin suyu nereden gelecek?

Emekçinin alınterinden!

Ulusal Varlık Fonu halihazırda kaynaklarını işçiye binbir güçlük çıkarılıp aktarılmayarak 100 milyar TL’yi bulan İşsizlik Fonu, Bireysel Emeklilik Sistemi fonlarında birikecek paralardan alacakken yakın zamanda tekrar öne sürülmesi beklenen özelleştirmelerin ve kamusal varlıkların satışının gelirleri de kuruma aktarılacak. Ayrıca AKP ajandasında yerini koruyan Kıdem Tazminatı Fonlarına dair tasarı da buraya bağlanabilir. Yani işçinin alınteri ve geleceği burjuvazinin cebine tıkıştırılıp rant projelerinde harcanacak!

Türkiye Varlık Fonu A.Ş her türlü kamu denetiminden sıyrılmış bir kurumlar ve yasalar üstü bir yapı olarak “özel denetçiler” tarafından denetlenecek. Böylece fon merkezi bütçenin ötesinde iktidarın keyfine göre kullandığı kendi hazinesi, kumbarası olacak. AKP iktidarı koca ülkeyi aile şirketi gibi yönetmeye hazırlanıyor.

BİREYSEL EMEKLİLİK SOYGUNU

Yeni yasayla birlikte emeklilik sistemi devletin garantörlüğünden ve sorumluluğundan çıkarılarak özelleştirilmesinin yolu açıldı. Bireysel Emeklilik Fonlarının esas amacı biriken parayı piyasa işlemlerine dahil ederek burjuvaziye daha da fazla kaynak sağlamaktır.

BES’te işçilerden zorla kesilen ücretler fona yatırılacak ve bu fonlar hiç bir güvence altında olmadan tamamen Varlık Fonu’na yani piyasaya teslim olacak. Buharlaşmayacağının garantisi yok. Kamusal Emeklilik Sistemi’nin (KES) aksine BES hak sahibinin ölümü halinde eşi ve çocuklarına belirli bir yüzdeyle dahi emeklilik maaşını vermeyecek bir sistemdir. Zorunlu BES kesintileri ve BES sisteminin yapısal sorunları işçi sınıfını daha da yoksullaştıracaktır.

ULUSLARARASI İŞ GÜCÜ KANUNU: YURTTAŞA KAZIK ATILIR MI? ATTILAR BİLE!

Meclis gündemine alelacele sokularak geçirilen yasayla birlikte lisans eğitimine dayalı işlerde çalışan milyonlarca emekçi ve yüzbinlerce mesleki lisans öğrencisinin geleceğiyle oynandı. Tamamen emperyalizmin ve yabancı sermayenin çıkarları gözetilerek hazırlandığı belli olan tasarı milyonlarca emekçiyi yaşadığı topraklarda mülteci haline getirecek.

Yabancılara bağımsız çalışma izni verilmesi bizleri yabancıların yanında düşük ücretle çalışan konumuna düşürecek.

Akademik ve mesleki yeterliliğini kanıtlamadan, diploma denkliği dahi sorulmayan, yalnızca kendi beyanına dayanarak nitelikli eleman sayılan yabancı elemanlar sonucu biz ara eleman konumuna düşeceğiz. Başka ülkelerin teknik elemanları hiç bir şekilde denetlenmeden burada çalışacak, hatta Türkiye’ye dahi gelmeden, vergi vermeden, uzaktan çalışabilecek. Gelenler de çalışma ve ikamet izni almaktan muaf tutulacak.

Devlet açık açık kendi yurttaşının çıkarlarını korumak yerine onu geleceksizliğe mahkum ediyor.

VERGİ AFFI VE VARLIK BARIŞI: GEÇMİŞE SÜNGER ÇEKELİM

Düzenli sermaye girişi sağlamaksızın ekonomik başarısını (?!) sürdüremeyecek olan AKP’nin 15 Temmuz sonrası unuttukları artıyor. Vergi kaçıranlar, kamuya borç takanlar ve yurtdışında hesaplarını şişirenlere, kara paranın her türlüsüne müthiş bir hoşgörü başladı. Tabii işin ucunda iktidar yeni sermaye girişi sağlamış olacak. Ne olursan ol yine gel! Ayrıca bu kara para aklama yasasının yaklaşmakta olan yeni dev özelleştirme süreciyle de ilgili olduğu, özelleştirmelerin bir kısmı yurt dışından servetini getirenlere aktarılacağı iddiaları var.

Yeni yasayla Kamuya yönelik tüm borçlarda gecikme faizi ve cezaları ödenmeyecek ve eczaneler stoklarından “kaybettikleri” ilaçları maliyet bedeli üzerinden faturalayarak kayıtlardan çıkarabilecek. En önemlisi de yurtdışında döviz, altın, menkul kıymet vb sermaye piyasası araçlarını getirebilecek, işletmelerine yahut kendi üzerlerine yazdırabilecekler, devlet bunları nereden kazandıklarını sormayacak ve vergi cezası uygulamayacak.

NE OLACAK ŞİMDİ?

AKP iktidarı emekçilere dönük normal dönemde yapamadığı saldırıları OHAL güvencesinde rahatlıkla birbir yaşama geçiriyor. Bir yandan da “ayar” yiyen iktidarını da sabitlemeye çalışıyor. Bunu da sermayeye yeni sözler vererek, yeni fırsatlar tanıyarak yapmanın peşinde.

Ekonomik programı işledikçe borusu öten bir “iktidar”. Bütün ekonomik reçetesi esnaf kurnazlığı olan bir “iktidar”. Bütün işlerini şarlatanlıkla yürüten bir “iktidar”.

Emekçilere yönelik gerçekleştirilen bu saldırılara karşı iyi hazırlanmak gerek, çok uzun yıllar bu bir kaç hafta içerisinde değiştirilen yasalar ve onun etkileri üzerine konuşacağız. Bu sürecin yaratacağı tahribatı ve öfkeyi nasıl örgütleyeceğimize hazırlanmalıyız.
Burjuvazi hamlelerini yapıyor, ya biz?

  • RED e-bülten’den…

Belki İlginizi Çeker

0 yorum