Fırıldak gündeme dair bir kaç kelam

images

Acayip manyak bir ülke olduk. Serinletme fırıldağı gibi dönen bir gündemimiz var. Twitter gibi 140 karakteri geçti mi çöp oluyor. Al bu gündemi ver Norveç’e, Danimarka’ya, İsveç’e filan… Ahali bir ayda psikiyatri kliniklerinde kuyruk oluşturur. Gerçi bizim kuyruk oluşturmamamız, delirmediğimiz anlamına gelmiyor. Bir çeşit açık hava tımarhanesine, toplumca, ülke diyoruz o kadar.

Son günlerin mühim gündemlerine basitçe göz atacak olursak (darbe, demokrasi nöbetleri, ohal, kayyum) sanki aynı ülkede yaşamıyoruz, her sabah başka bir ülkede uyanıyormuşuz hissi oluşuyor. Yok ya hu bu kadar da olmaz diyenler yaşananların bir düş olduğunu ve rüya gördüklerini ama o rüyadan bir türlü uyanamadıklarını filan düşünmeye başladılar.

Tabii hal böyle olunca da soru sormak yanıt almak yerine öylesine bakıp kabulleniyoruz olanı biteni.

Bir tür vurdum duymazlık hali,bir tür “yok bunlar gerçek olamaz” boş vermişliği…

Daha iki ay öncesi bir kanlı darbe girişimi yaşadık. O günden sonra darbe aşağı darbe yukarı yönetiliyoruz. Demokrasi nöbetleri OHAL’e evrildi. OHAL yasal kılıfını KHK’de buldu.Yüz binlerce devlet çalışanı, hakim, savcı, öğretmen, asker, polis, ve diğer alanlarda devlet görevlisi açığa alındı, tutuklandı. Sayıya bakınca adamların paralelden öte asli devlet olduklarını, hükümetin paralel kaldığını görüyoruz. Fakat bunca darbe hikayelerini bir yana bırakıp bir türlü asıl sır perdesinin kalktığını göremiyoruz. Hani şu darbe gecesi bildiri okutan Yurtta Sulh Konseyi var ya! Nedense başta yetkililer olmak üzere basın, TV’ler filan adeta bunu unutmamızı istiyorlar. Bu konsey kimlerden oluşuyordu. Darbecilerin yaptıkları görevlendirme listeleri dele geçtiğine göre; darbe başarılı olsaydı Devlet Başkanı, Geçici Hükümet Başkanı, Geçici Hükümet üyeleri kimler olacaktı? O listelerde illerin sıkıyönetim komutanları kim olacaktan, ilçelerin kaymakamı kim olacağa kadar yazılmışsa elbette en üst düzeyin kimler olacağı da yazılmıştır. Neden kamuoyundan gizleniyor ,bunun yerine hikayelerle avunmamız isteniyor?

Bir de FETÖ şakirtlerinde çıkan ve el konulan nakit paranın miktarı ile yine el konulan mal varlıklarının ne kadar olduğuna dair hiç açıklama yok. Varsa yoksa hikaye…

Bir bakıyoruz sosyalist bir partinin üyesi,devrimci kimliği açık avukatlar fetö operasyonu bahanesi ile göz altına alınıyor.Hadi diyelim yanlışlık oldu… Fakat Bu ülkede Türkiye Barolar Birliği diye bir kurum var. O kurumun Genel Başkanı her konuda fikir beyan ediyor, hatta CB ile görüşüp sonrasında sanki CB sözcüsü gibi açıklamalar yapıyor, ordunun dış müdahalesine GKB gibi açıklama yapıyor ama baro üyesi solculuğu su götürmez avukatların gözaltına açıklama yok.Tısss. Haksız yere,iftira ile,sindirme ve cadı avı amaçlı başta Münip Ermiş olmak üzere devrimci avukatların fetö çuvalına atılması saçmalığına karşı üç maymunu oynuyor. Acayip ülkede yaşıyoruz… Münip Ermiş adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı,doğrusu baro başkanının bir geçmiş olsun deyip demediğini merak ediyorum.

Dedik ya gündem fırıldak, bu kez de Altan biraderler göz altına alındı. İkisinden de hiç haz etmem hatta ciddi ciddi nefret ederim. Yine de bu şekilde göz altına alınmış olmalarına karşı çıkıyorum şu nedenle: Binlerce yıllık kadim insanlık değeridir “Düşene vurmayacaksın.”

Hele başkasının vurup düşürdüğüne vurmamakla kalmayacak, seri haldeki vuruşlara engel olacaksın.

Sonuçta kaybedebiliriz, ama devrimci olmak tepeden tırnağa adaletli olmaktır.

Nasıl düştüğümüzde teslim olmayıp ayağa kalkıyorsak, her düşenin ayağa kalkmasını da isteriz.

Faşizmin kullanıp çürüğe çıkaran yöntemi bizi bağlamaz. Ben bu insanlarla mücadelemi yazarak veririm, belki suçları cüsselerinden büyük ama göz altına alınma nedeni ile işledikleri yalan, iftira,yönlendirme,algı yaratma suçlarıyla alakası yok. Faşizm bunları gerçek suçları ile yargılayamaz çünkü o zaman aynı suçları birlikte işlemişlerdi. Öküz ölüp ortaklık bozulunca intikam suç uydurarak alınıyor.

İyi de bütün bu olanların neresine bakacağız demokrasiyi bulmak için? Yoksa tutulan onca nöbet göz boyama mıydı? Demokrasiye hep beraber sahip çıkmayacak mıydık?

İçimde müthiş bir demokrasiye sahip çıkma dürtüsü var. Durmaksızın sahip çıkacağım demokrasiyi arıyorum. OHAL çıkıyor karşıma. Eğitim Sen üyesi oldukları için görevden alınan öğretmenler çıkıyor; devrimci avukatlara atılan iftira ve yaka paça emniyete götürülmeleri çıkıyor; barış diyen akademisyenler, barış diyen seçilmiş belediye başkanlarının aforoz edilmeleri çıkıyor; KHK’lar,Kayyumlar buluyorum demokrasi ararken. Darbeyi bahane edip, darbe ne yapacaksa onu harfiyen uygulayıp, karşı darbe tahkim eden bir korsan iktidar buluyorum. Dincileşen , ama din değil de şirk üreten tarikat ve cemaatlerin tıpkı fetö’nün yaptığı gibi devlete çöreklenmelerini izliyorum. Buna iktidarın omuz verdiğini görüyorum. Sahip çıkmak için yanıp tutuştuğum demokrasiyi teleskopla baksam bile göremiyorum. Yoksa şu meşhur İleri Demokrasi dünyayı sollayıp KAYYUMOKRASİ aşamasına geçti de milletin haberi mi yok? Bu yüzden mi Avrupa bizi çok kıskanıyor acaba?

12 Eylül Askeri darbesini hatırlayın,seçilmiş belediye başkanları görevden alınıp yerlerine vali,kaymakam gibi devlet bürokratları atanmış ve bu üç- dört yıl sürmüştü. O zamanlar KAYYUM sözcüğünün yaşamımızdaki etkisi henüz bilinmiyordu. Biz bu durumun faşizmin, askeri diktatörlüğün bir uygulaması olduğunu biliyorduk. Tabi aynı uygulama “ileri demokrasi” tarafından yapılınca bunun kayyum olarak adlandırılması gayet doğal. İyi ki demokrasi var ya bir de askeri diktatörlük olsaydı nice olurdu memleketin hali? Askerler vali ve kaymakamları doğrudan belediye başkanı olarak görevlendiriyorlar ve seçilmişleri uzaklaştırıyorlardı. Demokrasimiz böyle faşist bir uygulama yerine kaymakam ve valileri kayyum olarak görevlendiriyor. Seçilmişleri bunu yapmak suretiyle görevden alıyor. Demokrasimizin kıymetini bilelim. Hatta level atlamış demokrasi olan kayyumokrasiyi tüm dünyaya tanıtalım ki adamlar bizi kıskanmak yerine örnek alsınlar.

Nedir kayyumokrasi?
Kayyumokrasi ileri demokrasinin son aşamasıdır.
Kayyumokrasi OHAL iktidarıdır.
Kayyumokrasi geberen ileri demokrasidir.
Kayyumokrasi ileri demokrasiden sonraki kandırılanlar yönetimidir. Akp’nin gücü fetö gücüyle birleşerek hukuk katliamı oligarşisini oluşturmuştur. Bu oligarşinin fetö darbe girişimi ile dağılması sonucu kayyumokrasiye geçiş başlamıştır.

Kısaca kayyumokrasi yüzde yüz yerli Türkiye usulü (demokrasi katliamının demokrasi diye yutturulduğu) karşı darbe aşamasıdır.

Böylesi bir ülkede yaşıyoruz. Sonumuzu öngörmek için müneccim olmaya gerek yok. Sosyolojik bir gerçektir:Bütün dikta rejimleri eninde sonunda ülkeyi felakete sürüklerler.

Belki İlginizi Çeker

0 yorum