AKP’nin çomarları, ırz düşmanları bizi korkutamaz! #YaArtvinYaArtvin!

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Artvin şehrini haritadan silecek olan, Cengiz Holding’in Cerattepe maden projesinin iptali için açılan dava yarın (19 Eylül) Rize İdari Mahkemesi’nde görülecek. Bilindiği gibi Artvin halkının 25 yıldır sürdürdüğü maden karşıtı mücadele 4 şirket, 3 mahkeme kararı eskitti ve mahkeme kararlarında “Cerattepe bölgesinde hiçbir şekilde madencilik yapılamayacağına” hükmedildiği halde, devlet adeta ‘şirketler kazanana kadar mahkemeye devam’ mantığıyla, her seferinde tekrar lisans vererek, son olarak milletin anasına sövmesiyle tanınan Cengiz Holding’i Artvin’e sürdü.

‘Türkiye’nin en büyük çevre davası’ olması yönünden tüm ekolojistleri, Barolar Birliği’ni ve ilgili meslek kuruluşlarını da davacı olarak bir araya getiren bu davanın sonuçları ne olursa olsun, Artvin halkı, Artvin için kararı 25 yıldır sürdürdüğü maden karşıtı direnişle verdi. Ancak bu kez mahkemeden çıkacak karar, yeni dönemde ülkenin diğer ekoloji ve yaşam hakkı mücadelelerini nelerin beklediği konusunda önemli bir fikir de verecek. Ve maalesef, mahkemenin yaklaştığı haftalar boyunca yaratılan ortam, bildiğimiz devletin en çıplak ve en kaba haliyle ağır bir provokasyona hazırlandığını, şiddeti ve çatışmayı hedeflediğini gösteriyor.

‘TERÖR’ MÜ, TEZGAH MI?

Bu bağlamda “davalı tarafın” bu son duruşmaya hazırlık sürecini, 25 Ağustos’ta Artvin’e miting yapmaya gelen CHP başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konvoyuna yapılan garip saldırıyla başlatmak mümkün. Nereden baksan tutarsız, nereden baksan Artvin’nin, hayatın ve hatta fail olarak gösterilen Kürt hareketinin “doğal akışına” uymayan bu olay kamuoyunda, “Artvin’de direnenler üzerinde baskıyı artırmak amacıyla” sahnelendiği şeklinde yorumlandı. Olayın hemen ardından yerelde yayılan “çapulcular yaptı,” söylentileri, OHAL ortamında, “terör tehlikesi, güvenlik,” vb. mazeretiyle kırsalda, vadilerdeki, dağlardaki proje alanlarında nöbet tutanlar için gayet anlamlıydı. Velhasıl halen esrarını koruyan bu olayın somut sonucu, Artvin halkının ana muhalefet partisi lideri ile buluşmasının engellenmesi oldu. Maden mücadelesi hakkında ve doğaya darbe niteliğindeki 80. Madde hakkında Artvinlilerin hazırladıkları dosyalar ellerinde kaldı. Hatta psikolojiye meraklı olanlar, Metin Lokumcu’nun katledildiği Hopa hezimetinin hıncını hâlâ alamadığını düşünen Erdoğan’ın “Benim miting yapamadığım yerde kimse miting yapamaz,” hırsının bile yeter sebep olduğunu dile getirdiler.

Hemen ardından, davacı Artvin halkının örgütü olan Yeşil Artvin Derneği’nin güya Alman vakıflarınca beslendiğine dair karalama haberler Sabah başta olmak üzere, iktidar medyasınca servis edildi ve sosyal medyada da ‘Ak’ trollerce gayet organize şekilde işlendi. Dernek ne kadar tekzip etse de “Davalı Taraf” çomarlarına görev emrini vermiş bulunuyordu.

cerattepe1KAFA KOPARTICI VALİ!

Nitekim devlette devamlılık esastı ve hiç vakit kaybetmeksizin Trabzon valisi de “açık ve net olarak kafaları kopartma” tehdidiyle topa girdi. Vali Yücel Yavuz, Trabzon’da düzenlenen “Madenlerin Ekonomiye Katkısı ve Artvin’de Madencilik” konulu toplantıda şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’de bakır üretiminin artırmanın önündeki tüm engellerin kafasını koparacağız bu kadar açık ve net. Yaptık yaptık yapmazsak bunu 15 Temmuzlar’ın tekrarlanması mümkün müdür değildir artık ancak rahat edelim bizi işten güçten etmesinler. Biz buralara artık net ve açık bir şekilde konuşacağız.”

Bir solukta tehdit, iftira, adli yargılamayı etkilemeye teşebbüs gibi birden çok suç unsuru içeren ve Anayasal hak arama hürriyetini ihlal eden bu ifadeler, ‘Davalı Taraf’ın OHAL ortamından çok daha “şeffaf bir devlet” anladığını da ortaya koyuyordu. Yaşam savunucularının suç duyurusu dilekçelerini alan savcılık kalemleri ise “Sizi kim gönderdi, bundan bi’şey çıkmaz,” diye arsız arsız göbeklerini kaşıyor, müştekiler, “Sizde işler öyle oluyor, değil mi?” diye acı acı gülümsemekle yetiniyordu.

MAHKEME MİLLETE KAPALI!

Son olarak duruşmaya iki gün kala ‘Davalı Taraf’ vites atarak son kozlarını sahaya sürdü. Tüm Türkiye’den yaşam savunucuları Artvin halkını desteklemek için Rize İdare Mahkemesi’ne doğru yola çıkarken, devlet bir kez daha kendi hukukunu çiğneyerek, Cerattepe davasına müdahil olanların dışındaki kişi ya da grupların Rize’ye girişine izin verilmeyeceğini açıkladı. Halbuki Yeşil Artvin Derneği Avukatı Berdettin Kalın’ın da belirttiği gibi, mahkemelerin halka açık olması hukukun temel bir ilkesiydi ve birileri “Yüce Türk Milleti adına…” diye başlayan kararlar verirken, milletin orada olmaya hakkı vardı. Dolayısıyla yaşam savunucuları “Rize İdare Mahkemesi’nde olacağız,” dediler, “uysalca eve dönmek için değil, Artvin halkının kararını bildirmek ve hukuk diye bir şey kaldı mı, görmek için.” Özetle bir şehre giriş yasağı, haftalardır hazırlanan provokasyon ve çatışma ortamına sahayı hazırlamak gibiydi.

RİZE VE ARTVİN’DE ULTRA-OHAL!

Son olarak duruşmaya bir gün kala, ABD elçisi John Bass’ın “ajanlık faaliyetleri kapsamında Artvin’i ziyaret ettiği” söylentileri Ak trollere servis edilerek, “millet, devlet, hakimiyet…” teraneleriyle sosyal medya köpürtüldü ve dün gece Artvin’de 1 ay boyunca her türlü gösteri ve yürüyüşün yasaklandığı da duyuruldu. Nihayet bugün de Rize Valiliği benzer bir duyuru yaptı!..

cerattepe_haziran1ÇOMARLAR HAVLAMASA OLMAZDI!

Gösteri yasağı ile eşzamanlı olarak gündeme düşen “Vatansever Rizeli Gençler” imzalı tehdit bildirileri ise ‘Davalı Taraf’ın sadece devletin resmi silahlı güçleriyle yetinmeyip, Hrant’ın katili tosuncukları da Artvin halkının üzerine sürmek ve açık bir çatışma çıkartmak hazırlığını ilan ediyor, devletin Cerattepe’de meşruluğunu tamamen yitirmeyi göze aldığını gösteriyordu. Rize’nin stadını Cengiz Holding’in yaptığı, Çaykur Rizespor yönetiminde de bulundukları dikkate alındığında, bu “Vatansever Gençler”in Cengiz’in beslemesi tribün kopukları olduğunu tahmin etmek zor değil. Açıkça sivil çatışmayı hedefleyen bu provokasyon, Rize’nin sağcı, gerici kesimleriyle Doğu Karadeniz’in devrimci geleneği arasındaki tarihi gerilimi de kaşıyor. Sosyal medyada “Sakın ola Sarp’a mazot almaya gelmesinler,” “Rizeli çomar, 72’de yediğin dayağı unutma” gibi mesajlar gerilimin bu boyutuna da işaret ediyor.

#YaArtvinYaArtvin!

Yarın Rize İdare Mahkemesi’nde görülecek bu en büyük ekoloji davasının duruşmasına işte bu “olağan” OHAL koşullarında hazırlanılıyor ve Artvinliler, “kafa kopartan valilere,” “envanteriyle bekleyen çomarlara,” karşı herkesi haklı davalarına desteğe çağırıyor…

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Belki İlginizi Çeker

0 yorum