Medyağ

Ramazan zengini İslam ‘talk show’cusu Nihat Hatipoğlu, anlamsız anlamsız konuşuyor. CNNTürk’ün en kavrayış sorunlu programcısı Hakan Çelik’in programına konuk olan Nihat Hatipoğlu, Türkiye’de tarikat yuvası medreselerin açık olması halinde ‘terör’ün olmayacağını savundu.

‘Terör’ derken PKK’yi kasteden Hatipoğlu, durup bir an düşününce Taliban türü örgütlerin medreselerden türediğini hatırlamış olacak ki, “Onu sonra konuşuruz” diye geçiştirdi. Böylelikle, Türkiye’nin tüm sosyal yapısında olduğu gibi ekranlarda da çapsızlık ve bayağılık Akdeniz’deki balon balıkları misali yayılırken, Hakan Çelik – Nihat Hatipoğlu muhabbeti buna yeni bir örnek teşkil etmiş oldu.

Kavuklu ile Pişekar modeli muhabbeti hep beraber izliyoruz:

İslamcı muhitten gelip Teşvikiye kafelerinde arzı endam eylediği için kendisini sadrazamın sol gözü zannetmeye başlayan Ahmet Hakan son olarak ‘güzellik yarışması bilirkişisi’ rolüne soyundu. Uluslararası bir güzellik yarışmasında Türkiye’yi ‘Miss Turkey’ sıfatıyla temsil eden Ecem Uzgör’e yönelik saldırı furyasına Ahmet Hakan da katıldı. Konuya Oral Çalışlar’ın ‘trol’ oğlu makamında yaklaşan Ahmet Hakan, böylelikle sosyal medyada popüler olan her vakaya ortalama akıl/cehalet seviyesinde dahil olma becerisini bir kez daha göstermiş oldu…

Neymiş? Güzellik yarışmasına katılan kadın güzelliğiyle değerlendirilirmiş, Ecem de güzel değilmiş, falan…

Peki, biz de bir yazar ve tv şovmeni olarak Ahmet Hakan’ı değerlendirelim. Hatta “Testi gibi tv şovmeni olmaz” deyip işin o kısmını hiç değerlendirmeyelim…

Ahmet Hakan nasıl bir köşe yazarıdır?..

Birincisi, fırıldaktır. Her söylediğini inkar edebilme, bir gün söylediğinin tam tersini ertesi gün savunabilme kapasitesine sahip omurgasız bir türdür.

İkincisi, korkaktır. AKP’lilerden yediği tokadın ertesi günü iktidar karşısında el-pençe-divan olmuştur.

Üçüncüsü, seviyesizdir. Melih Gökçek’le bilek güreşi pozları verecek kadar ortalık malıdır.

Dördüncüsü, uşaktır. Aydın Doğan’ın bir parmak işaretiyle bugün ‘çirkin’ dediği Ecem Uzgör’ün önünde diz çökerek ona evlenme teklif edebilir.

Beşincisi, vıcık vıcıktır, jölemsidir. Şöyle yazabilmiştir: “Fetullah Gülen’in adı, resmi nüfus kaydında ‘Fetullah Gülen’ olarak geçmektedir. Biz de o yüzden… ‘Fethullah’ değil, ‘Fetullah’ yazıyoruz. Tek kusurumuz şu: Bunu Fetullah’ın güçlü olduğu dönemde yapamadık. Şimdi yapabiliyoruz. Neyse… Rabbim affetsin. Tabii milletimiz de…”

Altıncısı… Daha çok şey söylenebilir.

Uzun lafın kısası… Ahmet Hakan, gencecik bir kadını rencide eden aşağılık ergen ruhlar korosuna dahil olacak kadar çiğ hallerdeyken kendisine köşe yazarı sıfatı yakıştırmakta beis görmüyorsa, Cübbeli Ahmet’in bile “Ben ‘Miss Turkey’im!” diye ortalığa atılma hakkı vardır…

ahmet_hakan_miss_turkey

Haber kadar haber dili de önemli. Artık kadınlara yönelik taciz ve saldırı haberlerini öyle bir aktarıyorlar ki, neredeyse tecavüze, tacize, saldırıya hak vermemizi isteyecekler.

15 senede iktidara benzeyen tüm medyayı kutluyoruz! Son ‘habercilik öttürmesi’ CNNTürk’ten geldi. Neymiş? Saldırganlar Neriman’ın giydiği elbisenin ‘dekolte’sinden cesaret almış!

Aynı zamanda kopyala-yapıştır haberciliğinin mükemmel bir örneği olarak Milliyet’ten CNNTürk’e, oradan oraya sıçrayıp duran tacizci medya dilinin önünde şapka çıkarıyoruz! Gurur duyuyoruz! Eminiz tecavüzcüler ve iyi hal indirimcileri de, ağır tahrik varcılar da bu dilden gayet memnundur!

Bakın aynı haberi biz de verdik, işte burada… Siz ise Neriman’ın dekoltesi peşindesiniz! Hep beraber tacizcisiniz…

nerimanmilliyet_neriman

haberturkİtalya’da sevişme görüntüleri erkek arkadaşı tarafından internette yayınlanan kadın intihar etti, Türkiye’de Milliyet ve Habertürk ölen kadının çıplak görüntülerini bulup yayınladı. Yetmedi, o görüntülerden birer de video yapıp yayınladılar. Dikkat! Bunlar İslamcı iktidarın yancıları! Ramazanda özel yayın falan yaparlar. Ama yakaladılar mı affetmezler, ölmüş kadının bile çıplak görüntülerini yayınlarlar. Kadın, görüntüleri sosyal medyada alay konusu olduğu için intihar etmiş, ne gam!

‘Tiziana’ adlı kadın, görüntüleri yayınlanınca işini bıraktı, Toskana bölgesine taşındı ve adını değiştirme başvurusu yaptı. Ama tacizler peşini bırakmadı, sonunda intihar etti. Haberi dünyaya geçen BBC sadece cenaze töreninden fotoğraf ve görüntü yayınladı ama bizim cevval kanalizasyon medyası zavallı kadının çıplak/mayolu fotoğraflarını bulup yayınlamadan edemezdi!.. Bu arada Hürriyet’in haberi cenaze görüntüleriyle yayınladığını belirtelim.

İşte İngiliz basınının geçtiği görüntüler ve bizim lağımcılar…

milliyet

Cengiz Semercioğlu bugün Sinan Çetin’in trafik cinayeti işleyen oğlu Rüzgar’ı serbest bırakmak gerektiğini yazınca hem kendisi tepki çekti, hem de Sinan Çetin’in o çok bilmiş halleriyle bugüne kadar aşağılamaya çalıştığı kesimler bir kez daha sosyal medyada öfkelerini dile getirdi. Bu tepkiler Sinan Çetin’in sevimsiz kişiliğinden bağımsız olarak haklıdır. Zira Sinan Çetin’in paradan şımarmış oğlu sarhoş bir şekilde polis aracına çarpmış ve bir polis memurunun ölümüne sebep olmuştur. Cezasını çekecektir….

Bütün bunlar tamam da, esas bugün sosyal medyada yaygın olarak paylaşılan Sinan Çetin’in Fethullah Gülen’e yağ çeken videosundaki detaylar çok fantastik!.. Sinan Çetin Fethullah için, “Büyük düşünür, altın kalpli insan…” falan diye yağ yakarken, hemen arka çaprazında ‘bavulcu-provokatör’ Mehmet Baransu oturuyor… Kamera hemen biraz kayıyor, Egemen Bağış ve eşine rastlıyoruz; onlar bavul gibi kaba şeylerle uğraşmıyor, çikolata kutusu, elbise kutusu gibi narin ambalajlarla kargo hizmeti alıyor…

Fakat o da ne?! Kamera 30. saniyede her ekmeğin üzerine sürülebilecek kıvamda iki kişiye, Hakan Peker ve Yeşim Salkım’a kayarken, hemen arkalarında, Baransu’nun birkaç sıra yanında oturan sakallı bir arkadaş görünüyor. Peki kim o?

Can Dündar’dan sonra Cumhuriyet Gazetesi‘nin genel yayın yönetmenliği görevini devralan Murat Sabuncu!..

Bütün YetmezAmaEvetçileri kadrosuna dolduran ve Amerikancı bir çizgiye oturan Cumhuriyet’in başına oturtulmuş Murat Sabuncu’nun adı, az ilerisinde oturan Egemen Bağış’tan ‘hediye çeki’ alan gazeteciler listesinde geçmişti. Sabuncu öyle bir çek aldığını inkar etti. Lakin P24 adlı siteyi Yasemin Çongar, Doğan Akın ve Yavuz Baydar, Hasan Cemal Andrew Finkel gibi, yolu Taraf‘tan ve Fethullahçı operasyon organlarından geçen isimlerle beraber kurmuş olması hayli enteresan… Bu konuya devam edeceğiz… Şimdi aşağıdaki videoyu bir de bu gözle değerlendirin isteriz:

Bünyesinden çocuk tacizcileri/tecavüzcüleri çıkaran ve son dönemde iktidar namına tetikçilik yapan Akit Gazetesi, işçilerin, emekçilerin özverileriyle yayınlanan Evrensel’i hedef gösterdi.

Gazeteyi “PKK’li” olmakla suçlayıp kapanacağını yazan Akit, bir taşla iki kuş vurmaya çalışıyor, açığa alınan binlerce öğretmeni de “PKK’li” olarak yaftalayıp, Evrensel’in öğretmenleri savunduğunu vurguluyor. Gerici bir merkez olarak işleyen Akit’e buradan bir mesaj göndermiş olalım: İstedikleriniz olsa gökten kemik yağardı!.. Evrensel’i kapatmaya hiçbir tetikçinin gücü yetmez. Evrensel’le dayanışma içindeyiz. Dokundurtmayacağız…

Kendisi dışında herkesin cahil olduğunu düşünen tarihçi İlber Ortaylı, genç bir kadın gazeteci tarafından madara edilmiş olmayı sindiremiyor. Cumhuriyet’ten Ceren Çıplak’a verdiği röportajda ettiği, “Türkiye’yi cahiller yönetiyor” lafını -muhtemelen iktidarın tepkisini çekmemek için- inkar edince gazete röportajın ses kaydını yayınlamıştı. Ortaylı, buna sinirleniyor, gazeteye ateş püskürüyor.

Ahmet Hakan’ın programına katılan İlber Ortaylı, söylediklerini inkar ettiği röportajı yayınlayan gazeteden ve muhabirden özür dileyip konuyu kapatacağına saldırgan tavrını sürdürüyor. Ahmet Hakan ise, gazeteci meslektaşını savunacak yerde, yılışık bir biçimde İlber Ortaylı’ya çanak tutuyor. Çanak dünyasına buyurun:

  • YUNUS BAKİHAN ÇAMURDAN

1 Şubat 1991. Küçükarmutlu gecekondu bölgesinde olağandışı bir sabah hareketliliği yaşanıyor. İstanbul Emniyet Müdürü Mehmet Ağar idaresinde, Dev-Sol örgütüne yönelik operasyon. Bir başka olağandışılık daha var. Türkiye’nin ilk “naklen yayın terör operasyonu” bu. Ahmet Özal ve Cem Uzan’ın Star 1 Magic Box’u Ağar’ın izniyle polisin peşinde, mahallede. “Bakın terörüstler damlardan kaçmaya çalışıyorlar!” diye nefes nefese koşturan muhabiri hâlâ çok iyi hatırlıyorum.

Türkiye’nin hayli renkli günleri. Devir hem Özal, hem Uzan, hem Ağar devri. Nasıl ki önce DYP, sonra MHP iktidarında TGRT-İhlas Haber böyle bir işlev görmüşse bu dönem Star 1 Magic Box Emniyet’in gayri resmi yayın aracı. Usturuplu TRT’nin yayınlamayacağı bilinen fısıltılar Star 1 Magic Box’a aktarılıyor. Yine bu günler Turgut Özal iktidarında İstanbul’un Türkiye, Türkiye’nin İstanbul haline geldiği günler. İstanbul’u alan Türkiye’yi de alır. Ve tonton 20 Ekim’e alınan genel seçimlerde SHP’nin 1989 yerel seçim başarısını tekrarlamasından endişeli. SHP’nin burnu muhakkak sürtülmeli, hele ki İstanbul’da. Star 1 Magic Box’un minik kuşları yumuşak karnı çoktan fısıldamış: Küçükarmutlu. Tam da SHP’li Nurettin Sözen’in iktidara geldiği 1989’dan sonra hızla genişleyen bu gecekondu bölgesi için söylenen Sözen’in Tokatlı, Sivaslı Alevilerin gecekondu yapmasına oy için göz yumduğu. Hiçbir zaman açıkça ifade edilmeyen ise Dev-Sol adlı örgütün bölgedeki faaliyetleriyle ilgili: “Sözen Dev-Sol’la birlikte çalışıyor.”

Devir Ağar devri falan dediysem sakın ola canınız sıkılmasın. Elbette ülkemizin özelleşip güzelleşmesi gerektiğini, solun bireyi ezdiğini, piyasanın özgürleştiriciliğini, aslında Cumhuriyetin de biraz rererö falan olduğunu zihinlere nakşeden medya vaizleri bir başka cepheden ağartıyor yüzleri. 1991 Türkiye’sinde Babıâli tarihe karışırken elbette medya televizyon demek, televizyon ise Özalcı tabu devirenliğin kale burcu Star 1 Magic Box demek. Kırmızı Koltuk programının 41. bölümü işte bu şartlarda çekiliyor. Kırmızı koltuğa oturtulan kişi İstanbul Belediye Başkanı Nurettin Sözen. Programda bazı tatsızlıklar yaşanıyor ve Sözen yayınlanmamasını istiyor. Yayınlanmayacağı yönünde taahhüt alarak rahatlıyor.

Ancak 22 Eylül günü Star 1 Magic Box ekranlarında, kırmızı koltukta kızılca kıyamet var. Program sunucularından Ahmet Altan Sözen’i sıkıştırıyor: “Hom hom, Küçükarmutlu’ya neden giremediniz sayın Sözen?” Diğer sunucu Neşe Düzel de destek veriyor: “Evet, neden giremediniz?” Sözen “böyle bir şey yok” dese de neden giremediği sorulmaya devam ediliyor. Açıkça söylenmese de her şey ortada. Sözen’in Dev-Sol ile işbirliği yaptığı ve bu bölgeyi örgüte bıraktığı ima ediliyor. En sonunda Sözen sinirle programı terk ederken Ahmet Altan keyifli şekilde yayılmış, bacak bacak üstüne atmış halde ayakkabısı ile paçası arasından çorabını gösteriyor bizlere.

Sözen iki gün sonra Küçükarmutlu’ya gidip burada mahalle sakinlerince karşılansa da, hatta hızını alamayan ahali Sözen için gazetecilerin önünde koç kesse de iş işten geçmiş, ip çekilmiş durumda: “SHP teröristlerin hamisidir.” Bir aydan kısa süre sonra yapılan seçimde Özal muradını alıyor ve ANAP İstanbul’da tekrar birinci parti haline geliyor.

Velhasıl, dönem dönem birilerinin altın yumurtlayan tavuğu olarak pazarlanmadan evvel biz Ahmet Altan’ı böyle tanıdık, böyle sevmedik.

Familya olarak cemaat bankasından aldıkları krediyle gündeme yeniden ve yeniden gelen Nagehan-Rasim ikilisi, sosyal medyaya düştü bir kere!..

Geçmişte yazdıkları kurcalanan ikiliden Nagehan olanı, 2010 tarihli bir twitter mesajında, “bilim adamları”ndan, “baş ağrısı yapmayan içki” yapmalarını istiyordu. AKP, muhafazakarlık, mütedeyyin kesimler diye diye iktidara her daim yağcılık yapan Nagehan Alçı, ister istemez komik hallere düşüyor.

Geçmişte attığı twitler nedeniyle kafaya alınan Nagehan Alçı’nın baş ağrısı yapmayan içki talebi, “Sokakta AKP’li, mutfakta sarhoş, yatakta kredi borcundan dolayı huzursuz…” yorumlarına yol açtı…

nagehan

Rasim Ozan Kütahyalı ve Nagehan Alçı adlı enteresan çift hakkında dolaşmaya başlayan ‘kredi’ merkezli laflar ayyuka çıktı. Önceki akşam CNNTürk ekranlarında yayınlanan bir programda gündeme gelen ‘kredi’ itirafı, Nagehan Alçı ve Rasim Ozan’ın milyonlarca dolarlık konakları için Bank Asya’dan kaynak temin ettiklerini tescilledi.

Bir dönem Nazlı Ilıcak’ın da üstü örtülü ithamlarıyla gündeme gelen bu mali kaynak meselesi hayli çetrefilli. Nagehan-Rasim çiftinin yılda ne kadar kazandıkları, ne kadar vergi verdikleri, 7 milyon dolarlık konağı nasıl aldıkları uzun süredir tartışma konusu. Çiftin en az 3,7 milyon liralık krediyi Bank Asya’dan temin ettiği belirtiliyor. Başka bankalarla da kredi ilişkisine giren Rasim-Nagehan ikilisinin para ilişkileri, Bank Asya’dan aldıkları paranın hibe mi kredi mi olduğu, daha ne tür paralar elde ettikleri bir muamma.

İşte Nazlı Ilıcak Nagehan Alçı’yı ‘konak kredisi’ konusunda böyle sıkıştırmıştı:

Önceki akşam İsmail Saymaz Nagehan’a krediyi böyle itiraf ettirdi: