Oksijen

sendoganyazici

Trabzon Valisi hakkında suç duyurusunda bulunan doğa savunucusu gözaltına alındı. Geçtiğimiz günlerde Trabzon’da düzenlenen ‘Artvin’de Madencilik’ konulu panelde konuşan Trabzon Valisi Yücel Yavuz da katılmış ve burada bir konuşma yaparak, “Bakır üretiminin artırılmasının önündeki tüm engellerin kafasını koparacağız” diye konuşmuştu.

Bunun ardından Artvin Borçka ilçesinde yaşayan Şendoğan Yazıcı isimli bir yurttaş da, Trabzon Valisi Yücel Yavuz hakkında kullandığı iddia edilen sözlerle ilgili olarak Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Yazıcı Borçka Adliyesine giderek suç dilekçesini adli mercilere teslim etti. Yazıcı burada yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Basından izlediğim kadarıyla Trabzon Valisi Yücel Yavuz, geçtiğimiz günlerde Trabzon’da düzenlenen Madenlerin Ekonomiye Katkısı ve Artvin’de Madencilik konulu toplantıda Artvin halkını açık ve net olarak kafalarını kopartmakla tehdit etmiş bulunmaktadır.”

Şendoğan Yazıcı bugün gözaltına alındı. Yazıcı, “Gözaltı sebebini bilmiyorum. Ancak tahminim; Cerattepe mücadelesinde bilinen, tanınan isimleri alıp gözdağı vermek istiyorlar. Daha önce de Artvin’den Sercan Dede, sebepsiz yere gözaltına alınmıştı. Cerattepe mücadelesinde bulunan insanları sindirmek istiyorlar” diye konuştu.

Şendoğan Yazıcı suç duyurusunda yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

“Trabzon Valisi Yücel Yavuz şu ifadeleri kullanmıştır: ‘Benim Türkiye’de bakır üretiminin artırmanın önündeki tüm engellerin kafasını koparacağız bu kadar açık ve net. Yaptık yaptık yapmazsak bunu 15 Temmuzlar’ın tekrarlanması mümkün müdür değildir artık ancak rahat edelim bizi işten güçten etmesinler. Biz buralara artık net ve açık bir şekilde konuşacağız’…”

Önceki gün Yeşil Artvin Derneği konuyla ilgili açıklama yapmış, “Kimlere ve neye yaranmaya çalıştığı, ne tür ikballer beklediği bilinmeyen bu valiye şunu söylemek isteriz; görev alanı sınırlarını ve haddinizi aşan söylemleriniz 25 yıldır bir yaşam ve doğa mücadelesi veren bu halkı asla korkutmaz. Buradayız, bekliyoruz” ifadelerine yer vermişti.

torunlar-rezidans-eylem

Mecidiyeköy’de 10 işçinin 32. Kattaki asansörden yere çakılarak hayatını kaybetmesiyle inşaatı bir süre durdurulan ancak bugün neredeyse açılışı yapılmak üzere olan Torun Center hakkında 7. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı verdi. Mahkeme, Koruma Kurulu’ndan görüş alınmadan plan değişikliği yapıldığı ve Deprem Zemin İnceleme Müdürlüğü’nün belirlediği maksimum yükseklik değerine ‘hiçbir gerekçe göstermeksizin uyulmadığı’ tespitlerine yer vererek, “telafisi güç zararların doğabileceği” kanaatinde bulundu.

Boğaziçi Köprüsü’ne bağlanan ve İstanbul’un ana arterlerinden olan Mecidiyeköy’de yer alan arazi için 2007 yılında Galatasaray Kulübü, Ali Sami Yen arazisine karşılık Seyrantepe’de yapılacak yeni stad için TOKİ ile protokol imzaladı. İlk imar planına itirazın 2007 yılında yapıldığı süreç, 2010 yılında yapılan plan değişikliği ile devam etti.

MAHKEME TAMAMLANAN İNŞAATI 6 YIL SONRA DURDURDU

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, 2 Nisan 2010 tarihinde onaylanan imar değişikliğine “Bölgedeki yapı yoğunluğunu arttırıcı, sosyal donatı dengesini bozucu, kamu yararına aykırı olduğu” gerekçesiyle dava açtı. Dava açılan taraflardan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ‘planların üretim, kabul ve onaylarına TOKİ tarafından karar verildiği’ savunmasını yaparken, TOKİ ‘gelir paylaşımı projelerinden elde edilen gelirle toplu konut ve gecekondu dönüşüm projeleri için kaynak sağlanmasının amaçlandığı’ ifade etti.

BİLİRKİŞİ RAPORU UYARMIŞTI

21 Temmuz 2015 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporunda, nüfus yoğunluğunun artacağı, bu yoğunluk artışının beraberinde zaten yetersiz olan donatı alanlarını daha da yetersiz hale geleceği ve ‘çok ciddi boyutlarda gözlenen trafik sorunun daha da artmasına neden olacağı’ tespitine yer verildi. İnşaatın yakın çevresinde oluşturacağı olumsuzluklara dair ‘hiçbir analiz, sentez, plan kararı gayreti içerisine girilmemiştir’ denildi. İnşaat için 91 bin metrekarelik ek yapılaşma hakkı yapıldığı belirtilen raporda, nüfusun 4570 kişi ilave yükle, 7450 kişiye ulaşacağı tespitinde bulunuldu.

“DEPREM GİBİ ÖNEMLİ BİR KONUDA İLGİLİ KURUMUN GÖRÜŞÜNE NEDEN UYULMADI, AÇIKLANMALI”

Bilirkişi heyeti, Bölge Koruma Kurulları’ndan görüş alınmadığına dikkat çekti. Öte yandan kararda, ‘Deprem Zemin İnceleme Müdürlüğü’nün belirlediği maksimum yükseklik değerine hiçbir gerekçe göstermeksizin uyulmadığı tespit edilmektedir. İmar planlarında alınan kurum görüşlerine uygun karar üretmek zorunluluğu olmasa da deprem gibi önemli bir konuda verilen görüşe uymamanın gerekçelerinin detaylı olarak açıklanması gerektiği açıktır” denildi. Kararda “Dava konusu planlar için alınması gereken kurum görüşlerinin eksik alındığı, alınan kurum görüşlerine de gerekçesiz olarak uyulmadığı anlaşılmaktadır” ifadeleri kullandı.

“TELAFİSİ GÜÇ ZARARLAR DOĞURUR”

Mahkeme oybirliği ile verdiği kararda “açıkça hukuka aykırı bulunan dava konusu planların yürütülmesi halinde uygulama işlemleri yapılabileceğinden telafisi güç zararların doğabileceği” tespitinde bulunarak 12 Temmuz 2016 tarihinde yürütmeyi durdurma kararı verdi.

KOMŞUSUNDA DA GEÇ KALINDI

Ali Sami Yen Stadı’na komşu eski Tekel Likör ve Kanyak Fabrikası arazisine yapılan Quasar gökdelenleri için de benzer bir süreç yaşanmıştı. 10 yıl içinde 5 plan değişikliğinin yapıldığı projede üst mahkeme olan Danıştay, İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin Quasar gökdelenleri projesi hakkında verdiği iptal kararını onamıştı.

10 İŞÇİYE MEZAR OLMUŞTU

Mecidiyeköy’de kaba inşaatının bittiği ancak henüz açılışının yapılmadığı Torun Center’da 2014 yılında meydana gelen asansör kazasında, 10 işçi hayatını kaybetmişti. Kısa bir süre inşaatı durdurulan gökdelenlerin yapımına daha sonra tekrar başlanmıştı.

(DHA – Ezgi Çapa)

cerattepe_haziran1

Karadeniz’de “ultra-OHAL” ilan edilmesine sebep olan Cerattepe davasında Artvinlilerin avukatları ‘reddi hakim’ talebinde bulundu. Rize İdare Mahkemesi’nde iktidar müteahhidi ırz düşmanı Mehmet Cengiz’e karşı görülmekte olan Artvin-Cerattepe davası, yeni bir aşamaya geçti.

Önceki geceden itibaren Rize’ye giriş çıkışlar kontrol altına alınırken, tüm Doğu Karadeniz’de polisin teyakkuz haline geçmesine sebep olan davada müdahiller ve avukatlar dışında kimse Adliye binasına alınmamış, basına zorluk çıkarılmıştı. Avukatlar reddi hakim talebine bulunduktan sonra bir basın açıklaması yaptı:

CALISMA VE SOSYAL GUVENLIK BAKANI FARUK CELIK, CALISMA HAYATI VE EKONOMI MUHABIRLERI ILE BAKANLIK KONFERANS SALONUNDA SOHBET TOPLANTISI YAPTI. (ANADOLU AJANSI - MEHMET KAMAN) (20110726)

2002 yılında Cerattepe’de maden çıkarılmasını ‘büyük bir cinayet olarak’ niteleyen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, bugün konu hakkında “Bilgim yok.” diyor!..

2002 yılında Artvin’de maden çıkartılmasını ‘cinayet’ olarak değerlendiren Çelik, “Cerattepe’de yaşanan olaylarla ilgili ne düşünüyorsunuz?” şeklindeki soruya şu cevabı verdi

“Bu konuyla ilgili çok bilgim yok. Dün bütçe görüşmelerim vardı. Gece yarısında bitti. Öteden beri tartışılan bir konu bu ama şu anda Expo’nun güzelliklerini yansıtmamız daha güzel olacaktır diye düşünüyorum. Diğer konuları Ankara’da başka vesilelerle değerlendireceğiz.”

İşte Faruk Çelik’in 2002 yılındaki Meclis konuşması, tamamına katılıyoruz:

tarsus

Türkiye’nin en önemli ekoloji davası haline gelen Cerattepe duruşmasının sürdüğü saatlerde, Seyhan Nehri’nin Tarsus’ta ‘Adana Irmağı boğazı’ diye bilinen, Baharlı köyü yakınlarında denizle birleştiği noktada yine binlerce balık ölerek sahile vurdu.

Balık ölümlerinin sebebi, Adana’da çalıştırılması gerektiği halde çalıştırılmayan bir arıtma tesisine bağlanıyor. Seyhan nehrine dökülen zehirli atıklar denize ulaştığında, çoğunluğu kefal on binlerce balığı öldürerek karaya vurmasına sebep oluyor. Kitlesel balık ölümlerinin bu ay içinde dördüncü defa yaşandığı belirtiliyor. (iha)

MERSİN’İN TARSUS İLÇESİ SEYHAN NEHRİ'NİN DENİZLE BULUŞTUĞU NOKTADAKİ TOPLU BALIK ÖLÜMLERİ, BİR AYDA 4. KEZ TEKRARLANDI. (ERSOY YALÇIN/MERSİN-İHA)

rize_mahkeme

Bir maden duruşması için memleketin bir bölümünde “ultra-OHAL” ilan edildi. Evet, Rize İdare Mahkemesi’nde görülmekte olan Artvin-Cerattepe davası, iktidar müteahhidi ırz düşmanı Mehmet Cengiz’in çıkarları doğrultusunda bitirilecek ya, iktidarın valileri teyakkuza geçti. Geceden itibaren Rize’ye giriş çıkışlar kontrol altına alındı, hem Artvin hem Trabzon’dan gelişlerde defalarca 7-8 noktada arama ve kontrol yapıldı.

Çevik kuvvet şehri abluka altına aldı. Adliyeye çıkan tüm yollara ve adliye etrafına barikat kuruldu. Müdahiller ve avukatlar dışında kimse Adliye binasına alınmadı, basına zorluk çıkarıldı, Adliye’ye devletin hazırladığı listelerde isimleri olanlar alındı.

Duruşmaya ara verildi…

Duruşma için Rize’ye giden Artvinlilerin görüşlerini aktarmak bakımından, İleri Haber’in yayınladığı bir videoyu aktarıyoruz:

 

cerattepe1

Cerattepe duruşmasından hemen önce, kurban bayramı tatili esnasında Artvin Valiliği gösteri yasağı kararı aldı. Karar Cerattepe duruşmasının karar günü başlıyor! Tüm yargıyı eline geçiren iktidar, belli ki Cerattepe için kararı kesmiş, peşinen önlemini alıyor!..

OHAL’i bahane ederek doğanın talanına karşı yürütülecek mücadeleyi durdurma hazırlıklarına girişen Artvin Valiliği, il genelinde, 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 11/m maddesi, 2911 sayılı kanunun 17. maddesi, 5442 sayılı kanunun 11. maddesi hükmü uyarınca İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 14 Eylül 2016 tarihli ve 6291 sayılı yazısı gereği karar aldığını açıkladı. Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Karar doğrultusunda, mevcut huzur ortamının devamı, kamu düzeninin bozulmaması ile vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla her türlü yürüyüş, basın açıklaması, toplantı, miting, çadır kurma, oturma eylemi, stant açma, afiş, pankart, bildiri ve benzeri türündeki tüm etkinlikler, bu etkinlikler öncesi, sırası ve sonrasında oluşabilecek şiddet hareketleri gerekçesi ile 19 Eylül-19 Ekim 2016 tarihleri arasında yasaklanmıştır.”

Ama Artvin halkını ve Hazirancıları durduramayacaklar! Havva Anaları durduramayacaklar! Artvin Valiliği’ne ve iktidara Havva Ana’nın o tarihsel konuşmasıyla cevabımızı yolluyoruz:

cerattepe_haziran1

“Milletin a..na koyacağız!” lafıyla hafızalara kazınan iktidar müteahhidi Mehmet Cengiz’in uşakları Rize’de provokasyon hazırlığına başladı. Artvin Cerattepe’nin Mehmet Cengiz’e ait maden şirketi tarafından katledilmesine engel olmak için açılan dava yarın Rize İdare Mahkemesi’nde görülecek. Mahkeme öncesi Mehmet Cengiz’in adamları kentte bildiriler dağıtarak duruşmaya müdahil olmak üzere mahkemeye gelecek olan Artvinlilere saldırı çağrısı yaptı!

Mehmet Cengiz’in adamları tarafından dağıtılan ‘Vatansever Rizeli Gençler’ imzalı bildiride, yine ‘dış güçler’ iddiaları ortaya atılarak, Rize Adliyesi’ne gelecek olan Artvinliler için “devletimizin milli çıkarlarına tahammül edemeyen vatan düşmanları” ibaresi kullanılıyor. Açıkça saldırı çağrısı yapılıyor, sanki düne kadar Fethullahçıların ortağı AKP değilmiş gibi, Artvinliler için ‘Fethullahçı’ imasında bulunuluyor…

Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Bu topraklara ihanet eden birileri varsa, onlar biraz daha zenginleşmek için ormanlarımızı, derelerimizi katleden aşağılık sermayedarlardır. Artvin halkı kendi yaşam alanını korumak, memleketin yağmalanmasını engellemek için mücadele ediyor.

Rizeli gençler! “Milletin a..na koyacağız!” diyen ırz düşmanı müteahhitlere uşaklık etmeyirizeli_pecetecilern! Ormanlarımıza, derelerimize,
geleceğimize hep beraber sahip çıkalım!

Ve iktidara sesleniyoruz!

Hiçbir provokasyon bizi engelleyemez. Bu mücadele devam edecektir. Cerattepe’yi de, ülkemizi de yağmacılara bırakmayacağız!

Sonuna kadar mücadele edeceğiz!

artvin

Türkiye’nin ve dünyanın en zengin bitki örtüsüne sahip noktalarından ve kuşların göç güzergahlarından biri olan Artvin Cerattep’nin geleceğini belirleyecek duruşma pazartesi günü görülecek. Artvin’in Kafkasör Yaylası Cerattepe Mevkii’nde madencilik faaliyetleri için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, ‘Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu’ raporunun yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan Türkiye’nin en büyük çevre davasında karar duruşması Rize İdare Mahkemesi’nde görülecek.

Cerattepe Bölgesi’ndeki madencilik faaliyeti için daha önce Rize İdare Mahkemesi’nce ‘ÇED olumlu’ kararı iptal edilen maden şirketi, 2 Haziran 2015’te yeniden ‘ÇED Olumlu’ kararı almıştı.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin raporuna göre (TMOBB) projenin hayata geçirilmek istendiği bölgenin tamamına yakını orman arazisi niteliğinde. Ladin, sarıçam, köknar ve kayın ağaç cinsleri ağırlıklı olarak yer alıyor. Yine aynı rapora göre bu alanda madencilik faaliyeti yapılması halinde 50 bin ağaç kesilecek.

Halkın tepkisi üzerine bölgeyi terk eden Kanadalı şirketlerin ardından iktidara yakınlığıyla bilinen ve “Bu milletin a..na koyacağız” lafıyla gündeme gelen Mehmet Cengiz’in şirketi, bölgeyi talan etmek için harekete geçti. Yine halk direnişiyle karşılaşan şirket, devletin kolluk kuvvetlerini de yanına alarak koskoca ormanı ve dereleri yağmalamayı hedefliyor.

Birleşik Haziran Hareketi ise, iktidara ve onun müteahhitlerine bağlanan yargının kararı ne olursa olsun, bölge halkıyla birlikte direnişe kararlı olduğunu beyan ediyor. Bunun bir göstergesi olarak, tüm engellemelere karşı pazartesi mahkemede olacağız…

artvin_haziran

seker-pancari

Gıda maddelerinde azami glikoz şurubu kullanım oranları AB ülkelerinde sıfıra doğru inerken Türkiye’de yükseliyor. Market ve pastanelerdeki tüm şekerli ürünler, glikoz şurubu içeriyor. Glikoz şurubu pankreas kanserine yol açıyor.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından OHAL ilan ederek her alanda istediği yasaları çıkaran AKP iktidarı, mısır şurubu (nişasta bazlı şeker) kotalarını kaldırarak tüm tatlı ürünlerde şeker pancarına göre çok daha ucuza mal olan mısır şurubunun dizginlerini saldı. Mısır şurubu ton başına 400 dolar avantaj sağlarken, insan sağlığını önemli ölçüde tehdit ediyor. Öte yandan ülke ekonomisini emperyalist tarım şirketlerinin insafına bırakıyor.

Amerikan Cargill şirketinin aslan payını alacağı piyasada Ülker Grubu da parsayı toplayacak şirketler arasında yer alıyor. Öte yandan, Türkiye’de şeker pancarı üretimi yok oluyor. Mısıra göre daha pahalıya gelen ama çok daha sağlıklı şeker üretilen pancar aynı zamanda havayı en çok temizleyen bitkiler arasında gösteriliyor. Pancar üretiminin yok olması, Türkiye’de tarımsal çeşitliliğe vurulmuş bir darbe daha anlamına geliyor ve yerli tarımın yok edilmesi sürecinde yeni bir aşamaya denk düşüyor.

Türkiye, cehaletin ve yağmacılığın iktidarı altında her alanda yıkıma doğru dolu dizgin koşturuyor…