Mahmut Çebi

Şu karmaşık, akıl fikir rehin alan yeni yaşam trendinde, aklı selim yol bulamayan kim varsa sola sarıyor.

Sola iki laf çakan sanıyor ki, ben daha solcuyum.

Yok öyle bir şey.

Kolayı seçiyorsunuz.

Çünkü, bu iğdiş edilmiş siyasal konjonktüre iki kelime sarf etmek zorlaştığı için, geleneksel sol eleştirisinin kolaylığına sığınıyorsunuz.

Sol, hep solunuzda kalacaktır.

Unutmayın.

Bir ülkenin tüm günahlarını gencecik insanların ödediği ülke geri kalmıştır.
Mahir’in, Deniz’in, İbrahim’in öldüğü yaşlara bakar mısınız?
Ben bu yaşları ikiye katladım ve hala yaşıyorum.
Bundan dolayı utanmıyorum ama ikiye katladığım bu hayata sığdıramadıklarıma hayıflanıyorum.
Bu bir bilgi ve felsefe meselesi değildir.
Bu aklın, cesarete sürdüğü eczanın kalitesidir.

Gerontokrasi diye bir felsefi kavram vardır.
Yaşı daha yüksek olanların egemenliği manasında kullanılır.

Gençler ölür, yaşı geçkin olan ve hayatta kalanlar siyaset yapar.
Bu, bir tür puştluğun henüz didiklenmemiş halidir.

Doğrusu, gençlerin yaşaması için, yaşlıların öne çıkması, “bağzı” şeyleri göze alabilmesidir.
Delikanlılık, yaşlıların becerdiği zaman delikanlılık olur.

Bu bağlamda, sevgili kardeşim Can Gürola’yı kanlı yanaklarından öpüyorum ve özür diliyorum.

içinde, ulusal çözüm üretmeye dayalı her fikir emperyalizme yaslanır.
kürt ulusal hareketi, türk kurtuluş savaşı falan hep aynı kapıya çıkar.
TC diye diye karşı söylem üretenlerin “kürt ulusal hareketi” başlıklı söylemleri ile kuvayı milliye söylemleri arasında bir fark göremiyorum.
yani bana, bugünkü şartlar altında doğrusu budur diyen bir kürt yoldaşımla, o günkü şartlar altında doğrusu oydu diyen bir kemalist arasında fark göremiyorum.
ilkeleri hiç sevmem ama şartlar sürekli değişiyorsa ilkeli olmak lazım.
başka türlü başa çıkamazsınız.
kürt ulusal hareketi enternasyonal bir sorundur ve çözümü sınıfsaldır.
bir anarşist olarak da, bir komünist olarak da sınıfsaldır.
o sınıfa başımız dik girebilirsek, başımızı eğerek de çıkabiliriz.
gocunmadan.

köyü satabilirsiniz
şehri satamazsınız.
her iki anlamda

köyde yabancı olabilirsiniz
şehirde asla.
köyde en fazla garip derler.
şehirde hemen siktir ederler.

köyden şehire inebilirsiniz.
şehirden köye inip ya da çıkacağınızı,
hem şehir hem köy hem de siz belirlersiniz.

köyünüzün yağmurlarında yıkanabilirsiniz
şehrin yağmurlarında işe geç kalırsınız.

şehirdeyseniz, köylünüzün sohbetinden kaçmak için bahaneniz vardır.
köydeyken bu sohbetten kaçmanızın mümkünatı yoktur.

şehirdeyken köyünüzü sorabilirler.
köydeyken ananızı babanızı en fazla.

köydeyken ağaca çıkabilirsiniz
şehirde ağaç çıkabilir karşınıza.

köyde salıncak kurabilirsiniz ceviz ağacına
şehirde salına salına gezebilirsiniz en fazla.

köyde köy enstitüleri üzerine tek laf duymazsınız
şehirde köy enstitüleri prim yapar.

köyde burjuvazi yoktur,
şehir de feodalizme uygun değildir.
ol nedenle köyden devrimci,
şehirden ince memed çıkmaz.

köy doğduğunuz yer olabilir ama,
şehir kesin doymadığınız yerdir.
her anlamda.

köyünüz zikinizde olmayabilir ama,
zikiniz şehrin sokaklarını arşınlayacaktır.

köy size vaatde bulunur,
şehir isteklerinizi incelemeye alır.
bunun tam tersi mümkündür ama,
köy arıza çıkarır.

bir köyünüz olmamışsa, şehriniz de yoktur.
bakın bütün istanbullulara, hepsinin doğum yeri bir köy eki ile biter.
alibeyköy, arnavutköy, kadıköy, bakırköy, çekmeköy, kurtköy, ataköy, ortaköy, yalıköy, bahçeköy vs…..
koca bir şehirde bu kadar köy olması boşuna değildir.

köyünüz politik kimliğinizdir,
şehriniz sosyolojik.

köyünüzü muhtarlar,
şehrinizi ihtarlar yönetir.

köyünüzde başkana küfredebilirsiniz,
şehirde başkan size küfreder.